DR. HALUK NURBAKİ
Fahr-i Kâinat Efendimiz buyurdular:
“Güzel, temiz ve güzellerin de daha güzeli Allahım, sana niyâz, dua, merhaba ve selâmlarımla huzuruna geldim… Hazine-i tahiyye aslında sensin. İnanmak, emîn olmak sana has bir cevherken, senden alıp sana takdim etmek bizim hünerimiz. Ancak, bizim duâ ve niyâzımız var. İstiâneden, sana sığınmaktan baÅŸka nemiz var?…”
Allah buyurdu:
“Selâmını, hulûsunu aldım. Bu selâm, rahmetim ve berekâtımla -sevgili habibim ve Peygamberim olan- senin de üzerine olsun.”
O anda kallb-i Muhammedî’deki heyecan: Siyanei Muhammedî, ÅŸöyle niyâz ve âmanda bulundular:
“Ey benim Allahım, ÅŸu cüretimle beni hoÅŸ karşıla. Beraberimde getirdiÄŸim -zaten ayrılmasına tahammülüm ve tahammülleri olmayan- âşıkan-ı Muhammed, sâdıkan-ı Muhammed, ârifan-ı Muhammed olan sâlihler… O selâm bizimle beraber bu kullarının da üzerine olsun.”
CuÅŸu huruÅŸa gelen varlık, irade-i ilâhiyeyi ve arzûyu Muhammediyeyi hissederek, yüce Sübhan’ın kapısında nöbette ve intizarda olan -Cebrail baÅŸta olmak ÅŸartıyla- bütün madde ve mânâ zerratı bir ağızdan ÅŸahadet getirerek: kabul ettiklerine ve gördüklerine inanarak: “Allah bir. Muhammed rasûlüdür, sevgili ve mahbûbudur” diye feryat ettiler. Bütün cihan titredi ve o titremedir ki, cihana hayat verdi. Bu andan evvel, bu hayata kavuÅŸacakları için var idiler. Ve bu ÅŸerefe erdikleri için ebedî vardırlar. Ettahiyyât nihayetine kadar hadistir ve izahı budur… Kavlen baÅŸlamıştır; niyetle tamamlanmıştır; huzûr-u Rabi’l-Âlemîn’de tahakkuk etmiÅŸtir.
Bütün hâdiseler, dışı âlem-i beÅŸeriyete bakan; içi, vahdet-i umman olan Habib-i Kibriyâ’nın hârika bir sırrıdır.
Bütün hadisler beÅŸeriyet içinden, beÅŸeriyete lûtfedilmiÅŸ olduÄŸu halde; bu tek hadis huzûr-u Rabbi’l Âlemin’de, âşık ve mâÅŸuklar arasında zuhur etmiÅŸ ve yine beÅŸeriyete lûtfedilmiÅŸtir.
Âlemlerin nûru Efendimiz, zâti nûrunun ÅŸûlesindeki -kâinattaki ne kadar can alıcı renkler birleÅŸirse birleÅŸsin, yine yerini tutamıyacakları- ancak kendisine has zâti renk hüzmelerinde âlem-i beÅŸeriyete faziletiyle rahmetini yaÄŸdırırken; mübarek ağızlarından dökülen bu hadis-i ÅŸerifler, mü’minin beÅŸikten ebediyetine kadar felâh ve saadetlerini tayin edici kesin ölçülerdir.
İşte bu hasislerden ilki ve teki olan Tahiyyat hadiside ilâhi huzurda doÄŸmuÅŸ, âşık ve sâdıklara kurtuluÅŸ ve visal kapısını açmıştır.
Bu hadis, Fahr-i Kâinat Efendimizin ilk miracında zuhura gelmiÅŸtir.