Mevlevîlik, mânevî bir eÄŸitim sistemi olarak tarîkate giren nevniyâzları binbir gün süren “çile” denilen bir eÄŸitimden geçiyordu. Çile ÅŸöyle uygulanıyordu:
Mevlevî olmaya karar veren kiÅŸi gençse, ailesinin rızâsı alınırdı. Kendisine bu yolun güçlükleri anlatılır, ısrâr eder ve kabûl olunursa “matbah” denilen eÄŸitim bölümünde, kapıdan girince hemen sol tarafta, kapı dibinde bulunan postta üç gün oturtulurdu. Bu üç gün içinde iki diz üstünde başı eÄŸik olarak oturan aday, orada yapılan iÅŸleri seyreder, mecbûriyet olmadıkça konuÅŸmaz, mecbûr olmadıkça posttan kalkıp bir yere gidemezdi. Üç gün sonra huzûra çıkar, kararında durduÄŸunu söylerse, geldiÄŸi elbiseyle on sekiz gün getir-götür iÅŸlerine bakardı. On sekiz günün sonunda ona artık mevlevîlerin özel kıyafetleri giydirilir ve çilesi baÅŸlamış olurdu.
Çile esnasında ortalığı silip süpürmek, odun getirmek, çarşıdan alış-veriÅŸ yapmak, çamaşır yıkamak gibi günlük iÅŸleri yapmaktan baÅŸka mutlaka sema’ meÅŸk eder, mesnevî okur, kâbiliyeti varsa ney üflemek, kudüm vurmak, âyin okumak gibi mûsikî sanatı ile yahut hat, tezhîb, minyatür gibi diÄŸer güzel sanatlarla ilgilenirdi. Bu meÅŸklere, çilesini doldurmuÅŸ, hücre sahibi olmuÅŸ “dede” ler nezâret ederdi.
_____________________________________
http://www.turkyasam.com/showthread.php?t=69139