iletiÅŸim

Uğur İlyas CANBOLAT
BaÄŸdat Cad. No: 109/A
Feneryolu Kadıköy
İSTANBUL

T:+90 216 418 15 00
F:+90 216 418 15 30

Yaziyi gonderen Uğur Canbolat on Tem 09,2007 in: KİŞİSEL |

18 Yorum »

  • Mehmet Şükrü Nazlı diyor ki:

    Sn Hocam..

    Abdülkadir Geylani hazretleri zikirlerinde..”Ya hay”sonra “allah”sonra “hu”zikirlerinin bir sayı adedi olacakmıdır..?sırasıyla nasıl olacaktır..

    Saygılarımla

  • münevver canpolat diyor ki:

    merhaba!
    haluk nurbaki hocanın ayetel kürsi yorumu kitabını bulamadım.bu konuda yardımcı olursanız sevinirim

  • esin yıldırım diyor ki:

    öncelikle selam ederim.sizi tanımıyorum.kusura bakamayın fakat hz.şems yazdığımda ilk açılan site sizin site oldu.elif şafağın aşk ve ahmet ümitin bab-ı esrar adlı kitaplarını okuyunca hz.şemsi tanıdım.ve bu kişinin karakteri beni çok etkiledi.sizden ricam bu kişi ile ilgili hangi kitapları okuyarak sağlıklı bir bilgi edinebilirim.şimdiden size çok teş ederim cevap versenizde vermesenizde.

  • Elif TEPE diyor ki:

    Sayın CANBOLAT,
    Nurbaki Hocamızın Regaip Kandili konusundaki sitedeki yazıyı yarınki Regaip Kandili sebebiyle, gazetemiz Adapazarı’nda Hocamızın adını kaynak göstererek kullanmak isterim.
    Bilginize.
    0264.282 12 04/ 95

  • Kamil Tiryaki diyor ki:

    Fani Mektup

    Es-Selam Fani Dünya …..

    Bu Mektubuma geri cevap yazamayacagini biliyorum
    fakat yinede seninle paylasmak istedigim
    ve bilmeni istedigim bazi mevzular var.

    öncelikle gecmis olsun….
    Son zamanlarda cok rahatsiz oldugunu
    ve durumunun hic iyiye gitmedigini görüyorum,
    Zelzele`lerine,Sel almalarina,Yanginlarina ve bu gibi basina gelen diger Afetlerine cok üzülüyorum,
    biliyorum senin Yükünde agir ve gittikce yaslaniyorsun
    ama yinede sabirli olmalisin,
    görevinde zerre kadar Eksigin yok,
    senide Yaratan El-Halik herseyini tam Yaratmis
    ve daha sonra bizi sana birer Misafir olarak göndermis,
    fakat unutma biz senin üzerinde birer Misafiriz ama
    sende bizim Yüregimizde bir Misafirsin,
    Sen Er-Rahman tarafindan aliyor ikram ediyorsun
    biz ise Er-Rahim tarafindan aliyor sükür ediyoruz,
    bu Fani yolculugu birlikde paylasiyoruz bir nevi,
    senin üzerinde olan hersey bize emanet,
    bizim icimizde olan hersey ise senden ibaret,
    bu emanetleri Fani yolculugun sonunda
    Baki olan yolculuk icin Teslim edecegiz,
    insallah bu Emanetimize fazla zarar gelmeden geri iade edebiliriz…

    Fani Dünyam,El-Kayyüm seni havada tuttugu sürece
    bu yolculuk esnasinda basimizi secdeye koyarak
    dengenin bozulmamasi ve bütün rahatsizliklarinin giderilmesi icin
    El-Mucib olana Dua edecegiz,
    Güvenimiz El-Melik cünkü o El-Halik,
    bu durumda El-Mucib Dualarimizi asla geri cevirmeyecekdir…

    Ayrica,bizler arasinda Misafir olarak bulunan
    fakat malesef henüz daha Misafirliginin farkina varamayan
    ve seni Yüreginde bir Misafir olarak göremeyen bazi insanlarimiz var,
    Er-Rahmandan alip ikram ettigin nimetleri tüketiyor
    fakat veren Er-Rahime sükür etmiyorlar,
    bunun üzerine birde seni Yalanci tutuyorlar,
    Fani oldugun icin seni sadece Yalan olarak taniyorlar,
    oysa senin Faniligin bizi Baki olana kavustura bilecek kadar gercek,
    Besiktasdan Üsküdara karsiya gecmek icin Deniz-otobüsüne,
    Asma köprüsünden Asyadan Avrupaya gecmek icin Motor-Aracina,
    ihtiyacimiz oldugu gibi
    Dünyadan Ahirete bizi tasiyacak olan senin Faniligininde
    bizim icin bir ihtiyac Araci oldugunu düsünmüyorlar,
    sen onlarin kusuruna bakma,
    onlar Güzel olani Görüyor ama Dogru olani bilmiyorlar,
    belkide Yasadiklari gibi inandiklari icin farkina varmiyorlar,
    ama elbet bir gün El-Cebbar tarafindan onlarda Dogru olani anlayacak
    ve gercek Güzel olani inandiklari gibi yasamaya basladiktan sonra
    göreceklerdir…

    simdilik seninle paylasacaklarim bukadar Dünyam,
    Zelzelende,Sellerinde,Yanginlarinda ve bütün Afetlerinde
    Hayatina son veren,
    Misafir olarak aramizdan ayrilan bütün
    Müslüman Kardeslerimin Ruhuna El-Fatiha diyor
    ve Yazima son veriyorum…
    Baris ve Huzur dolu bir yolculugun devamini Allah Tealadan bu Mubarek
    Regaip Kandilinde Dualarim ile dilerim…

  • kamil diyor ki:

    selamün aleyküm hocam. yaklaşık 6 ay önce mpl televizyonundaki bir programda 8.12.1995 tarihinde Bursa Kuran Araştırma vakfında vermiş olduğunuz konferansın az bir bölümünü izleyebildim. internette aramama rağmen konferansın tamammına sahip olamadım. nasıl ve nereden bulabilirim. çok teşekkür ederim. (ayrıca bursa Kuran Araştırma vakfına mail attım ama 5 aydır cevap verilmedi)

  • Nurdan Saraç diyor ki:

    Hayırlı günler hocam

    Ben bir konuda sizden bilgi ve teselli almak istiyorum. bu konunun dini hükmünü biliyorum. ama bu şekilde davranarak hata mı yapıyorum diye düşünmekten kendimi alamıyorum. benim sorum sokaktaki kedi ve köpeklerin beslenmesi ile ilgili. ben evimde 2 tane kedi besliyorum. daha doğrusu beslenmelerine aracılık ediyorum. elbette rızıklarını veren değilim sadece aracıyım. mahallemizde çok sayıda sokak kedisi var. birçoğunun da şu an yavruları var. ben elimden geldiğince onlara yiyecek bişeyler vermeye çalışıyorum. evimde beslediğim kedilerin mamalarını eksik etmiyorum. bu durumda sokaktaki kediciklerin aç kalmalarını vicdanım kabul etmiyor. ama malesef gerey sitemizde ve gerekse mahallede kedileri beslememden rahatsız olan, bu konuyu problem eden insanlar mevcut. hatta şu aralar şikayetler sataşmalar bile oluyor. ama ben tüm bunların yüzünden bu kedicikleri beslemekten vazgeçmek istemiyorum. o hayvanların bu konuda ne suçu var. annem de onlar aç kalmazlar rızıklarını Allah verir diyor. ama bu hayvancıklar malesef aç ve onların rıızkları da bizim elimizle onlara veriliyor. belediye ile irtibata geçtim. elimden gelen hukuki haklarımı kullanmaya çalışacağım inş. ama bu kadar hassas davranmakla haşa Allahın işine mi karışmış oluyorum. ama onların şefkat isteyen bakışları, Rahim ism i şerifini zikrettikleri mır mırlarını duymamak mümkün mü? bu konuda kıymetli öğütlerinizden istifade etmek istiyorum . teşekkür eder hayırlı günler dilerim.

  • haluk diyor ki:

    Slm Haluk bey i daha önce duymuştum dailmation sitesindeki video sayesinde(İnfak sohbetleri) kendisini dinleyip bu siteye ulaştım.Böle bir site hazırladığınız için tşk ederiminş zamanım oldukça daha çok siteye gelip konuları inceleyeceğim.İyi çalışmalar dilerim.

  • NESİM KARTAL diyor ki:

    hocam ben siirttin baykan ilçesinde oturmaktayım bende kadiriyim çok şükür öncelikle size teşekkür etmek istiyorum böyle bizi aydınlattığınız için
    ALLAH razı olsun sizden .

  • çiÄŸdem diyor ki:

    Haluknur Baki beyin yasin suresinin yorumu kitabının sonunda bahsettiÄŸi “fatiha anahtarlarıyla yasinin yorumu” adlı kitabına ulaÅŸamıyorum bilgi verirseniZ çok memnun olurum

  • çapoÄŸlu topel diyor ki:

    sayın yetkililer bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum.Bu siteyle yeni tanıştım ve çok beğenerek yazıları okuyorum.Bugün arşive girerek mayıs 2006 da hüseyin üzmez isimli şahısın bir yazısını görünce dondum.Farkında olmayabilirsiniz,fakat bu şahsın yazısının bu sitede olması benim kabullenemeyeceğim bir durum.Kaldırılmasını arz ediyor ve bekliyorum.Saygılarımla

  • admin diyor ki:

    Uyarınız dikkate alınmıştır

  • Tolga Tufan diyor ki:

    Bu msesajı zihin kontrolü grubuna üye olan herkeze gönderiuorum.Beyin kontrol mağduruyum.Dilekçemi okuyun beraber gidelim bu işin üzerine.Bilgi alışverişinde bulunalım.Çeşitli sivil toplum kuruluşları dernekler var.Gidelim derdimizi anlatalım.Deli muammelesi görmemek için topşu hareket etmeli.Eyüp adliyesinden Ankara cumhuriyet başsavcılığına giden dilekçem akli durumu sorgulayan kovuşturma sonuç kağıdıyla cevaplandı.
    Bilkent endüstri müh den 3 yılın sonunda zorla atıldım.Karşılık olarak bana yapılan işkence ters tepti ve tüm okul duydu.Ama amaçları eğitimmiş.işkenceci eğitiyorlarmış.Biri gidiyor başkası geliyor.Öğrenci yada akademik personel olabilir.
    Şu an Atatürk üniversitesinde İnşaat mühendisliğinde okuyorum.

    Adım Tolga Tufan 0538 465 7903.

  • MERVE EMREN diyor ki:

    sevgili hocam! anadolu mucizesi kitabında unutmamak gerekir ki anadolu da ırkçı, ayrılıkçı tüm davranışlari, mezhep kavgalrı hatta tartışmaları ; anadolu mucizesine , bu ilahi senaryoya en büyük ihanettir. ‘ yazmışsınız bu paragraftan çok etkilendim hele ki böyle milletin çocukları olan bizlerin sahiplenmek yerine o parti bu parti diye birbirimizi yerken ilaç gibi kitaplar yazıyorsunuz tebrik ederim..

  • susuz.. diyor ki:

    hocam bu kadar inançlı insanın içinde böyle bir soru sormam ne kadar uygun bilmiyorum ama birilerinin bana bu konuda yardım etmesi gerek. bir dönem ateist arkadaÅŸlarım vardı. onları dışlamamak gerektiÄŸine, inançlarına saygı duymam gerektiÄŸine inanıyordum. sık sık ta din üzerinde tartışıyorduk. ben onlara ne anlatsam beni susturacak cevaplar veriyorlardı. yaşım henüz 17 dini çok iyi bildiÄŸimi iddia etmiyorum zaten ama kafamı çok karıştırdırlar. bir dönem kendimi iyice imansızlık batağına sürüklenmiÅŸ hissettim. onlara saygılı davranıp ahlaklı davranayım derken imanımı kaybettim! bir yandan da size anlatamayacağım bir acı çekiyordum. inanın hiç bir ÅŸey imanın kalbi terk etmesi kadar büyük acı veremez. sanki kalbimden birÅŸeylerin uçup gittiÄŸini hissediyordum… kimseye bir ÅŸey anlatamadım, yardım isteyemedim. aslında bu konuda muhattap alabileceÄŸim kadar iyi dini bilgisi olan kimse yok cevremde. nihat hatipoÄŸluna ulaÅŸmayı çok denedim ama olmadı. ama içimdeki acı beni dini araÅŸtırmaya sürüklüyordu. internet ortamında bir çok videolar yazılar buldum. bunların aracılığıyla size ulaÅŸtım. bana yardım edeceÄŸinizi umuyorum. hoşçakalın…

  • AHMET ULAÅž diyor ki:

    DeÄŸerli beyfendi,

    Ben genç/belkide çocuk denecek yaşlrd sayın dr. Haluk NURBAKİ hocamın Kayseride verdiği bir konferansa katılmıştım o denli kalabalığın en arka saflarında bile yer yoktu kafamı radan sokarak veya ayak uçları üzerine kalkarak sayın hocamızı görebiliyordum , İnsan ömründe yaşadığı bir çok şeyden belki sn iz kalmaz iken o konferansta zatıalilerinin konuşmuş oldukları konuşmaların nerede ise içeriğin bir çok maddesini asla unutmuyorum o etki ile hayatımda Allah inancı farklı bir mana şekli almıştı, Şimdi içinde bulunduğum bir sıkıntı(Allahın varlığını kabul eden ,ama hz peygamberi red eden,reenkarnasyon inancını savunan,kuranı değişmiş kabuleden)

    bir arkadaşım beni çoook yormakta sizlerden ALLAH RIZASI İçin bu arkadaşıma ve ümmeti muhammedden benzer durumda olabileceklere yönelik bir hizmet baÅŸlatabilmenizi rica ediyorum…

    ve asıl ricam benim çocuk yaşta dinlediğim o özel sohbetten hafızamda kalanlarla ilgili kaynakça ve içerik rica ediyorum:

    HOCAM DEMİŞLERDİKİ;

    1. Ozon tabakası delinmedi inceldi Amerikada falan üniversitesi delindi derken biz inceldi diyorduk hamdolsun şimdilerde inceldiğini anladılar.

    Hocamın burada misal verdiği ayeti kerimeyi ve açıklamasını kuranın hak olmadığını beyan eden bu zatı muhteremlere karşı sunmam lazım,

    2. Hiroşima ile bir bağlantı kurup, Artık kuran ayetlerin bilimsel izahları ile nurunu tamamlayacak demişlerdi ve oksijenin dengesinden bahsedip bir çok misal getirmişlerdi:;

    şayet Mümkünde net net kuranı azimüşanın ayetlerinin bilimsel mucizevi aklı durduracak izah ve ispatlarından misaller rica ediyorum,

    3.Akılla kalp arasında hangisinin önde olması noktası ve hz peygamberin mükemmeliÄŸinin bilimsel izahlarına ihtiyacım var…

    ALLAH RIZASI için yardım ve dua ile,

    ALLAHA EMNAT OLUN S.A.

  • Bir Dost diyor ki:

    “YAKINDAN ASK ile UZAKTAN SEVGI”

    Ask ile sevgi bir arada olursa ? ! .

    Ask ? Sevgi ?
    Ask ile Sevginin arasindaki fark ? ! .
    Huzur Askin,Mutluluk Sevginin bir Aynasidir !

    Ask ile Sevginin arasindaki farki söyle özetleye biliriz:
    Ask ile Sevgi tipki Fizik ve Kimya gibidir,
    Ask Maddi,Sevgi ise Manevidir,

    simdi bu konuyu biraz daha detaylandiralim:
    Örnegimizi bir Lamba ve ceyran misali ile ele alalim….

    Evimizde bir Lamba vardir
    Lamba Görsellige hitap ettigi icin yani Maddi oldugundan dolayi Lambayi Ask`in yerine koyalim,
    Lamba ve salterin arasinda olan enerjiyi ise yani ceyrani,Manevi degerde olan Sevgi`nin yerine koyalim.

    simdi farz edelimki bir gündüz vakti Evimizde oturuyoruz,
    Hava daha henüz kararmadigi icin
    evimizde olan aydinlik,Lambamizin varligi degerini aratmiyor
    yani Lambamizin var oldugunu görüyor ve biliyoruz
    fakat aydinlik oldugundan dolayi Lambamizin fonksiyonuna ihtiyac duymuyoruz,
    tabi dogal olarak Aksam oldugu zaman havanin kararmasiyla birlikde
    ilk aklimiza Lambayi yakmak geliyor,
    Evimizde ihtiyac duydugumuz Aydinliga tekrar kavusa bilmek icin yanlizca saltere basarak
    ceyran akimini Lambaya göndermemiz bize bu imkani sagliyor
    ve biz bu imkan sayesinde Karanlikdan Aydinliga kavusa biliyoruz…

    iste simdilik okudugumuz bu misalden
    Ask ile Sevginin durumunu söyle anlamaliyiz :
    Ask istisna meselesidir yani tercih edilir,
    Sevgi ise Kaide`dir yani kurali belirlenmis yerli bir sistemdir…
    Bizler Asik oluruz ve Asik oldugumuz zaman icimizde bir heycan uyanir ve bu heycanla zihnimizde bir Huzur dogar,
    Bu durum yukarida bahs ettigimiz gibi Aydin bir gündüz vakti evimizde oturdugumuz duruma benzer,cünki biz Ask`dan aldigimiz Huzurla tatmin oluyoruz böylece Sevgi ve Mutlulugun degerini
    anlayamiyor ve aramiyoruz…
    Oysa Aksam karanligi cöktügünde Lambanin degerini anladigimiz ve biranda Aydinligini aradigimiz gibi,icimizde Ask solarken,huzurumuzu kaybetmeye basladigimiz an birden Sevginin ve Mutlulugun degerini
    Anlamaya ve aramaya basliyoruz,
    Hayatimizda muhtac oldugumuz Sevgi ve Mutluluga kavusa bilmemiz icin
    Saltere basip ceyranin Lambaya gitmesini saglayarak tekrar karanlikdan aydinliga kavusa bildigimiz gibi,
    solmak üzere olan Askimizi tekrar renklendirerek ve kaybetmek üzere oldugumuz Huzuru tekrar elde ederek
    Icimizdeki Heycani imanimiza baglayarak
    Sevgi ve Mutluluga kavusa biliyoruz.
    Imanimiz Sevgi ve Mutlulugun kaidelerinden`dir
    Yani esas Sevgi ve Mutluluk imanin sartlariyla ve kurallariyla gerceklesir…

    simdi konumuzu farkli bir acidan daha detaylandiralim:
    farz edelimki Aksam oldu ve hava karardi
    dogal olarak yine Lambayi yakmak aklimiza geldi fakat bu sefer saltere bastik ama Lamba yanmadi
    sebebini ise bilmiyoruz ama sebebini bilmesekde karanlikda kalip karamsarliga düsmektense
    tekrar aydinliga kavusmak icin düsünmeyi tercih ederiz,
    düsünmeye baslariz,önce Ampülü kontrol ederiz daha sonra ceyran olup olmadigini inceleriz
    ceyran olmadigi takdirde sigortalara bakariz,vesaire.
    zira sebebi her ne olursa olsun düsünmeye basladigimizda mutlaka sorunun cözümünü buluruz
    (yada kendimiz bulamazsak bile bu isin uzmanina basvurur ve sorunu bu sekilde cözeriz)

    Bu misalimizi söyle canlandiralim:
    Askimizda bulmus oldugumuz Huzurumuzun Heycanini kaybetmeye basladik ve nedenini hicbirsekilde bilmiyoruz,
    ama nedenini bilmesekde huzur kayboldu diye Aski kökünden silip atmamizin hicbirsekilde mantikda yeri yokdur,
    cünkü Aydinliga ihtiyac duydugumuzda Lambamiz yanmadi diye tüm elektrik tesis hattini sökmeyiz
    zira lambamizdaki ampülü sökmemizin mantigimiza daha yakin oldugu görüyoruz…
    o halde Huzurumuzun kaybolma sebeblerini daha büyük bir samimiyetle
    düsünmeye baslariz,
    ilk düsünmemiz gereken sey Askimizin Heycanini Sevginin kaidesine bagli olup olmadigi söz konusu olur,yani Huzurumuzun imanin sartlarina ve kurallarina bagli olup olmadigina bakariz,
    mesela Sigorta atmis ise ceyran akim etmedigi icin Lamba yanmaz
    buda su duruma benzer ki Sevginin olmadigi bir yerde Ask Heycan vermez muhtemelen Huzurda kalmaz….
    Sorunu cözmeye aklimiz yetmiyor ise bu durumda baska bir cözüm yolu aramali en dogrusu bir ilim adamina danismali
    ama öyle yada böyle bu sorunu ortadan kaldirmali…..

    ——————————————————————————————-
    Daha öncede bahs ettigimiz gibi Ask Maddi Sevgi ise Manevi sözünü hatirlayalim
    ve gözümüzde Ask ile Sevgiyi su sekil canlandirmaya calisalim:
    Ask maddeden olusan ve zihnimize Huzur veren bir heycandir
    bu Heycan icimizde bir merak uyandirir ki bu merakla icimizdeki Heycan
    zihnimizde olusan Huzurun Mutluluga dönüsmesinin yollarini arar yani Sevgiye ulasmanin
    ve ebedi Mutlu olmanin yollarini arar,
    buda tipki suna benzer:
    Tirtil önce Koza olur daha sonra Koza bir Pupa durumuna gecer
    bir müddet sonra Pupa kabugunu yirtar ve Kozadan genc ergin yeni bir Kelebek cikar,
    ancak bu Tirtil kardesimiz icin Kelebek olup ucmasi cok basit bir mesele degildir
    oda kendine göre belirli zorlu asamalardan gecer Koza oluncaya kadar cok güc sarf eder
    büyük bir sabirla Pupa halinde bekler daha sonra kabugundan cikmak icin son gücünü vererek kabugunu yirtar ve
    Kelebek olup ucmayi basarir ve en önemlisi Tirtil Kelebek olup ucmak icin bütün bu katlandigi asamalarda gücünü yanlizca yirmidört saat
    yani sadece bir günlük ömrü icin harcar….

    Askin Huzurundan Sevginin Mutluluguna kavusa bilmemiz icin
    bizimde Tirtil kardesimiz gibi asmamiz gereken
    ve sabirla mücadele etmemiz gereken insani görevlerimiz vardir….

    bugün yeni nesil kardeslerimizin bir cogunu görüyoruz ki
    daha henüz Tirtil iken Kelebek olup ucacagini zanlediyorlar….

    Nesilden nesile Ask yalanlaniyor,Sevgi kayboluyor…….

    Biz Biz olalim kalbimizdeki Aski koruyalim,
    Huzur olmasada Huzuru kazanmak icin ugrasalim,
    Huzur gelir gider ama Ask gittigi zaman kolay kolay gelmeye bilir,
    imanin sartlari ve kurallari Mutlulugumuzdur,
    Önemli olan kaideye uymakdir
    cünkü
    istisnalar aslaa Kaideyi bozmaz ……………..

    YAKININIZDAKI ASK ILE UZAKDAKI SEVGINIZE
    KAVUSMANIZ DILEGIYLE

    Bir DOST

  • Bir Dost diyor ki:

    “YAKINDAN ASK ile UZAKTAN SEVGI”

    Ask ile sevgi bir arada olursa ? ! .

    Ask ? Sevgi ?

    Ask ile Sevginin arasindaki fark ? ! .

    Huzur Askin,Mutluluk Sevginin bir Aynasidir !

    Ask ile Sevginin arasindaki farki söyle özetleye biliriz:

    Ask ile Sevgi tipki Fizik ve Kimya gibidir,

    Ask Maddi,Sevgi ise Manevidir,

    Ask bulmaca Sevgi ise bilmecedir……..

    Ask kördür bazen görmez Sevgi ise Sagirdir bazen isitmez……

    simdi bu konuyu biraz daha detaylandiralim:

    Asik oldugumuz dönem bir Huzura kavusuruz evet,

    Fakat Asik oldugumuz zaman bu hemen Seviyoruz ve Mutluyuz anlamini tasimaz,

    ancak bu Askdan aldigimiz Huzurun eger kalici hatta ebedi olmasini istiyorsak ozaman elbette Sevmenin sartlarini ve Mutlulugun kurallarini

    bilmeli ve bunlara uymaliyiz,

    aksi takdirde daima Sevgi vr Mutluluktan cok uzak kalir hatta ve hatta zamanla icimizdeki Huzuru kacirir ve Askimizi dahi kaybede biliriz,

    öyle ise Askin Huzuru ile yetinmemeli hazir icimizde bulunan heycani

    mutlaka Sevgi yolunda Mutlulugu elde etmek icin degerlendirmeliyiz….

    Sevmek Sevilmek,Mutlu olmak Mutlu etmek her insanin ideali olmali…….

    simdi Örnegimizi bir Lamba ve ceyran misali ile ele alalim….

    Evimizde bir Lamba vardir

    Lamba Görsellige hitap ettigi icin yani Maddi oldugundan dolayi Lambayi Ask`in yerine koyalim,

    Lamba ve salterin arasinda olan enerjiyi ise yani ceyrani,Manevi degerde olan Sevgi`nin yerine alalim.

    simdi farz edelimki bir gündüz vakti Evimizde oturuyoruz,

    Hava daha henüz kararmadigi icin

    evimizde olan aydinlik,Lambamizin varligi degerini aratmiyor

    yani Lambamizin var oldugunu görüyor ve biliyoruz

    fakat aydinlik oldugundan dolayi Lambamizin fonksiyonuna ihtiyac duymuyoruz,

    tabi dogal olarak Aksam oldugu zaman havanin kararmasiyla birlikde

    ilk aklimiza Lambayi yakmak geliyor,

    Evimizde ihtiyac duydugumuz Aydinliga tekrar kavusa bilmek icin yanlizca saltere basarak

    ceyran akimini Lambaya göndermemiz bize bu imkani sagliyor

    ve biz bu imkan sayesinde Karanlikdan Aydinliga kavusa biliyoruz…

    iste simdilik okudugumuz bu misalden

    Ask ile Sevginin durumunu söyle anlamaliyiz :

    Ask istisna meselesidir yani tercih edilir,

    Sevgi ise Kaide`dir yani kurali belirlenmis yerli bir sistemdir…

    Bizler Asik oluruz ve Asik oldugumuz zaman icimizde bir heycan uyanir ve bu heycanla zihnimizde bir Huzur dogar,

    Bu durum yukarida bahs ettigimiz gibi Aydin bir gündüz vakti evimizde oturdugumuz duruma benzer,cünki biz Ask`dan aldigimiz Huzurla tatmin oluyoruz böylece Sevgi ve Mutlulugun degerini

    anlayamiyor ve aramiyoruz…

    Oysa Aksam karanligi cöktügünde Lambanin degerini anladigimiz ve biranda Aydinligini aradigimiz gibi,icimizde Ask solarken,huzurumuzu kaybetmeye basladigimiz an birden Sevginin ve Mutlulugun degerini

    Anlamaya ve aramaya basliyoruz,

    Hayatimizda muhtac oldugumuz Sevgi ve Mutluluga kavusa bilmemiz icin

    Saltere basip ceyranin Lambaya gitmesini saglayarak tekrar karanlikdan aydinliga kavusa bildigimiz gibi,

    solmak üzere olan Askimizi tekrar renklendirerek ve kaybetmek üzere oldugumuz Huzuru tekrar elde ederek

    Icimizdeki Heycani imanimiza baglayarak

    Sevgi ve Mutluluga kavusa biliyoruz.

    Imanimiz Sevgi ve Mutlulugun kaidelerinden`dir

    Yani esas Sevgi ve Mutluluk imanin sartlariyla ve kurallariyla gerceklesir…

    simdi konumuzu farkli bir acidan daha detaylandiralim:

    farz edelimki Aksam oldu ve hava karardi

    dogal olarak yine Lambayi yakmak aklimiza geldi fakat bu sefer saltere bastik ama Lamba yanmadi

    sebebini ise bilmiyoruz ama sebebini bilmesekde karanlikda kalip karamsarliga düsmektense

    tekrar aydinliga kavusmak icin düsünmeyi tercih ederiz,

    düsünmeye baslariz,önce Ampülü kontrol ederiz daha sonra ceyran olup olmadigini inceleriz

    ceyran olmadigi takdirde sigortalara bakariz,vesaire.

    zira sebebi her ne olursa olsun düsünmeye basladigimizda mutlaka sorunun cözümünü buluruz

    (yada kendimiz bulamazsak bile bu isin uzmanina basvurur ve sorunu bu sekilde cözeriz)

    Bu misalimizi söyle canlandiralim:

    Askimizda bulmus oldugumuz Huzurumuzun Heycanini kaybetmeye basladik ve nedenini hicbirsekilde bilmiyoruz,

    ama nedenini bilmesekde huzur kayboldu diye Aski kökünden silip atmamizin hicbirsekilde mantikda yeri yokdur,

    cünkü Aydinliga ihtiyac duydugumuzda Lambamiz yanmadi diye tüm elektrik tesis hattini sökmeyiz

    zira sadece lambamizdaki ampülü sökmemizin mantigimiza daha yakin oldugu görüyoruz…

    o halde Huzurumuzun kaybolma sebeblerini daha büyük bir samimiyetle

    düsünmeye baslariz,

    ilk düsünmemiz gereken sey Askimizin Heycanini Sevginin kaidesine bagli olup olmadigi söz konusu olur,yani Huzurumuzun imanin sartlarina ve kurallarina bagli olup olmadigina bakariz,

    mesela Sigorta atmis ise ceyran akim etmedigi icin Lamba yanmaz

    buda su duruma benzer ki Sevginin olmadigi bir yerde Ask Heycan vermez muhtemelen Huzurda kalmaz….

    Sorunu cözmeye aklimiz yetmiyor ise bu durumda baska bir cözüm yolu aramali en dogrusu bir ilim adamina danismali

    (imam, Psikiyatrist.Aile danismanligi vesaire)

    ama öyle yada böyle bu sorunu ortadan kaldirmali…..

    ——————————————————————————————-

    Daha öncede bahs ettigimiz gibi Ask Maddi Sevgi ise Manevi sözünü hatirlayalim

    ve gözümüzde Ask ile Sevgiyi su sekil canlandirmaya calisalim:

    Ask maddeden olusan ve zihnimize Huzur veren bir heycandir

    bu Heycan icimizde bir merak uyandirir ki bu merakla icimizdeki Heycan

    zihnimizde olusan Huzurun Mutluluga dönüsmesinin yollarini arar yani Sevgiye ulasmanin

    ve ebedi Mutlu olmanin yollarini arar,

    buda tipki suna benzer:

    Tirtil önce Koza olur daha sonra Koza bir Pupa durumuna gecer

    bir müddet sonra Pupa kabugunu yirtar ve Kozadan genc ergin yeni bir Kelebek cikar,

    ancak bu Tirtil kardesimiz icin Kelebek olup ucmasi cok basit bir mesele degildir

    oda kendine göre belirli zorlu asamalardan gecer Koza oluncaya kadar cok güc sarf eder

    büyük bir sabirla Pupa halinde bekler daha sonra kabugundan cikmak icin son gücünü vererek kabugunu yirtar ve

    Kelebek olup ucmayi basarir ve en önemlisi Tirtil Kelebek olup ucmak icin bütün bu katlandigi asamalarda gücünü yanlizca yirmidört saat

    yani sadece bir günlük ömrü icin harcar….

    Askin Huzurundan Sevginin Mutluluguna kavusa bilmemiz icin

    bizimde Tirtil kardesimiz gibi asmamiz gereken

    ve sabirla mücadele etmemiz gereken insani görevlerimiz vardir….

    Ask i bir Tirtil

    Huzuru bir Koza

    Sevgiyi bir Pupa

    Ve

    Mutluluguda bir Kelebek gibi takip edelim…….

    Asik oluruz bir heycan kaplar icimizi ,

    Tirtilin ilk hali

    Askimizdaki heycanla Huzur buluruz,

    bir Tirtilin Koza ya dönüsmesi gibi

    Sonra Sevmeye baslariz tüm vucudumuz huzurla doldugunda,

    Kozanin Pupa ya dönüstügünde etrafini kabuk bagladi gibi,

    ve en son bekledigimize kavusuruz Sevgimizde Mutlulukla bulusuruz,

    tipki Pupa nin kabugunu yirtip bir Kelebek olup uctugu gibi….

    bugün malesef yeni nesil kardeslerimizin bir cogunu görüyoruz ki

    daha henüz Tirtil iken Kelebek olup ucacagini zanlediyorlar….

    Nesilden nesile Ask yalanlaniyor,Sevgi kayboluyor…….

    Biz Biz olalim kalbimizdeki Aski koruyalim,

    Huzur olmasada Huzuru kazanmak icin ugrasalim,

    Huzur gelir gider ama Ask gittigi zaman kolay kolay gelmeye bilir,

    imanin sartlari ve kurallari Mutlulugumuzdur,

    Önemli olan kaideye uymakdir

    cünkü

    istisnalar aslaa Kaideyi bozmaz ……………..

    YAKININIZDAKI ASK ILE UZAKDAKI SEVGINIZE

    KAVUSMANIZ DILEGIYLE

    Bir DOST

RSS feed for comments on this post.


Yorum yaz

Altyapi WP Temadown Wp Tr Temayapim TheBuckmaker Cevirmen Otel