ONK. DR. HALUK NURBAKİ
Tâvus Sultan Hindistan’da bir Åžeyhin talebesidir. 25-30 yaÅŸlarında bir hanımefendidir. Åžeyhi Mevlâna’yı çok severmiÅŸ, sohbetleri sırasında Mevlâna’nın yazdığı ÅŸiirleri okurmuÅŸ. Mevlâna’nın ÅŸiirleri, ticarî kervanlarla üç ayda, beÅŸ ayda, altı ayda Hindistan’a ulaşırmış. Selçuklular’ın bir devlet olması ve devletin kendine has bir takım ihtiyaçları bulunması dolayısıyla, Hindistan’la ticârî münasebetleri devamlı surette iÅŸlerdi, onun için sık sık Hindistan’a gidilir gelinirdi. (Devamini okumak icin tiklayin)
26
2008
Tâvus Sultan’ın Külü
21
2008
Atmosfer ve arz cazibesinin sırları
DR. HALUK NURBAKİ

İnsanoÄŸlu binlerce yıl hayat kaynağı olan atmosferden habersiz yaÅŸadı. Ve çok sonra çağımızda kendini saran bu esrarengiz ihtiÅŸamın ne büyük bir mûcize olduÄŸunu anladı.
BilindiÄŸi gibi arz küresinin çevresinde özellikle yirmi kilometre çapında bir gaz tabakası vardır. Biz bunu hava olarak tanırız. Ancak çevremiz daha seksen kilometreye varan gaz kuÅŸaklarıyla devam eder. Onun tümüne atmosfer diyoruz. Ancak biz, atmosferin yirmi kilometrelik bölümünden çok, canlıların oksijen banyosu kısmını tanıtmaya çalışacağız. (Devamini okumak icin tiklayin)
20
2008
Savaşmak da Bir Ahlâk-ı Muhammedî Unsurudur
ONK. DR. HALUK NURBAKİ
Efendimizin hayatını tetkik eden çeÅŸitli Batılı yorumcular, Efendimizin savaÅŸma sırrını kolay kolay anlayamamışlardır. Halbuki 20. asırda anlaşılmıştır ki, eÄŸer bir medeniyet korunacaksa mutlaka bir savaÅŸ garantisine ihtiyaç vardır. Nitekim İkinci Dünya Savaşı sonunda insanları, medeniyetleri bir arada tutabilmek için NATO’nun yaptığı büyük mücadeleler ve kamuoyu oluÅŸturulması bunun temel unsurudur.
18
2008
MahÅŸer
DR. HALUK NURBAKİ
Bir gün bütün mekanlar yıkılacak ve tek tek dirilerek ilahi sahneden toplanacağız. İşte ahlâk’ın dayandığı temel Yüce yaratıcının her baharda hadsiz örneklerini sergilediÄŸi bu muhteÅŸem diriliÅŸe iman etmektir.
Tarih boyunca yaÅŸamanın sorumluluÄŸunu duymayan ve insanlığın bütün deÄŸer hükümlerini ayaklar altına almak isteyenler hep mahÅŸere, yani yeniden diriliÅŸe karşı çıkmışlardır. Hangi çaÄŸda olursa olsun bu diriliÅŸe inanmayanların ortaya attıkları ilkel sloganlar, bütün kavgaların ve mutsuzlukların esas kaynağını teÅŸkil eder. (Devamini okumak icin tiklayin)
17
2008
İmanınız için infakınıza bakın
DR. HALUK NURBAKİ
İNFAK, İslam ibadetlerinin öylesine bir parçasıdır ki; onsuz din olmaz. Bir insanın gönlünde yaktığı iman ışığının devamı, ancak namaz-infak ikilisiyle yürür.
“Acaba imanın ne alemde?” diye düşünüyorsanız; namaz ve infaktaki seviyenize bakın. Kararı o size söyleyecektir.
Bunlardan nasibiniz yoksa, iman ışığınız ya sönmüş ya da sönmek üzeredir. (Devamini okumak icin tiklayin)
16
2008
Efendimizin görmek istediği infak tarzı
DR. HALUK NURBAKİ
Asr-ı Saadetteki Efendimiz’in muhabbetini kazanmış yücelerimizin tümü infak ustasıdır. Çünkü Asr-ı Saadet’teki mü’minler üzerinde, “Bu namaz kılıyordu, bu kılmıyordu” diye tartışmak mümkün deÄŸil. Hepsi namazın, ezanın saatini büyük bir hasretle, bir sevgiliye kavuÅŸmak gibi büyük bir huÅŸûyla beklemekteydiler. Bu namaz ibadetinin yanında bir tercih noktası ancak infakla mümkündür. (Devamini okumak icin tiklayin)
14
2008
Hilkatin özündeki sır
DR. HALUK NURBAKİ
Ezel bir baÅŸlangıç deÄŸil, hilkatın ta kendisi ve özüdür. Hilkat, sonsuz güzelliklerin, ilâhi tecellilere sevda fırtınası ile yansımasıdır. Ve EFENDİMİZ’İN HAMD NİYAZI İLE BU MUHTEÅžEM HİKMETLER, İLÂHİ SAN’ATIN AKIL ALMAZ ZEVKİNDE BİLLURLAÅžMIÅžTIR. (Devamini okumak icin tiklayin)
13
2008
Yüce Kitabımız
11
2008
Dr. Haluk Nurbaki ile: Reenkarnasyon saçmalıktır
(UÄŸur İlyas Canbolat'ın 18 Ocak 1995'te Vakit Gazetesinde Onk. Dr. Haluk Nurbaki Hoca ile yaptığı röportajdan alınmıştır.)
- Son zamanlarda herkesin dilinde dolaÅŸan ve gençlerin de ilgisini çeken bir reenkarnasyon modası var. Televizyon kanalları da konuyla ilgili deÄŸiÅŸik filmler oynatıyor ve konuÅŸmacıları da konuÅŸturuyor. Bu konuda neler söylersiniz hocam? Çünkü bunu da bir ayete dayandırıyorlar, hatta birkaç ayete?
- Hiçbir âyetle, Kur’anla, hiç ilgisi yok reenkarnasyonun. Reenkarnasyon, ruhun bir ölen kimseden çıktıktan sonra tekrar baÅŸka bir bedene girmesi, yani tekrar bir hayat bulması, yeniden kabuk deÄŸiÅŸtirme anlamına geliyor.. Åžimdi bu hadiseyi anlatmak, tanımak, misal vermek, bunların hepsi ruhu tanımamaktan ileri gelir.
10
2008
Hz. Sümeyye(r.a) Konferansı
ONK. DR. HALUK NURBAKİ
Hepiniz hoş geldiniz. Selamün Aleyküm.
Cenab-ı Hak, Kainatı ehl-i beyt ve habibinin (s.a.v.) yüzü suyu hürmetine yarattı. Sonra bir gün insan oÄŸluna ışık tutması için O'nu Mekke'ye ışınladı. Bütün evrenleri yok olmaktan, solmaktan, insanları sona ermekten kurtaran Fahr-i Kainat Efendimiz teÅŸrif etti. Ve bütün mana alemi bütün evrenler bir ÅŸey bekliyordu. Allah sevgilisi Fahr-i Kainatın uÄŸrunda ilk kanı kim dökecek! İşte, Hz. Sümeyye çıktı. Ben dökeceÄŸim dedi. Bugün bunu anlatmaya çalışıyorum.
09
2008
Boyut Kavramı ve 4. Boyut
DR. HALUK NURBAKİ
Boyut kavramını yeryüzüne ilk defa Yüce Kitabımız Kur’an getirmiÅŸtir.
Yüce Kitabımızda Saffat Suresi ayet 5’te Cenab-ı Hakk, “O semaların ve arzın ve arasındakilerin Rabbidir ve doÄŸuların da Rabbidir” buyurmaktadır. Buradaki ‘MeÅŸarik’ yani doÄŸular kelimesinden kasıt; kesin olarak boyutlar anlamındadır.
Çünkü Allah, “Ben arzın ve semaların ve arasındakilerin Rabbiyim” buyurmakla bilemediÄŸimiz bütün varlıkları sıralamıştır.
09
2008
Aşk-ı Muhammedî
ONK. DR. HALUK NURBAKİ
Allah'ın evrenlerde en büyük muradı, gönüllerde semâ sırrının doÄŸmasıdır. Bu semâ, bir tarz fazların raksıdır. Gönüllerin arınması sonucu ilâhi tecelli gönle yansıdıkça aÅŸk-ı Muhammedî kıvılcımları doÄŸurur. Arınmışlığın, mutlak yokluÄŸun, özünde bir hamd sırrı parlar. Bu Kâinatın İncisi Efendimizin nûrudur. Gönüllerde parlayan ilâhi sevda, okyanusta inci arayan müthiÅŸ bir avcı gibi gönüllerin sonsuz boyutlarında bu hamdın sırrını, yani aÅŸk-ı Muhammedî'yi arar durur.
08
2008
Namazın Ahlâka Getirdiği Hikmetler
O
NK. DR. HALUK NURBAKİ
a) Namaz kılan, bir anlamda farkında olmadan supanaliz yapan kimsedir. Özellikle Cenab-ı Hakk'ın huzurunda okuduÄŸu Fâtiha'da, verdiÄŸi "Yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım dileriz" andını ÅŸuur altında yavaÅŸ yavaÅŸ geliÅŸtirerek kendi ahlâkını analiz edecektir. Bu supanaliz baÅŸlangıçta çeliÅŸkili sıkıntılar yaratır. Fakat sonradan oturarak yavaÅŸ yavaÅŸ ahlâkı yüceltir. (Devamini okumak icin tiklayin)
08
2008
Onun Gibi İlim Güneşi Kolay Yetişmez
Hasan Erden – Gazeteci – Yazar
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Cenab-ı Allah’ın rahmetine kavuÅŸtuÄŸunda herkes büyük bir hüzne kapılır. Åžoku ilk atlatanlardan Hz. Ebu Bekir (r.a.) ve Hz. Ömer (r.a.), Allah’ın Resulünün sık sık ziyârette bulunduÄŸu Ümmü Eymen’i (r.a.) görmeye giderler.
Hz. Ümmü Eymen, Resulullah’ın en yakın iki arkadaşını karşısında görüverince, aÄŸlamaya baÅŸlar. Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer, onu teselli etmeye çalışırlar.
07
2008
Hayyul-Kayyûm Sırrının Enfüsî Mânâsı
Gönüllerle Allah sevgisinin ve imanın varlığı Kayyûm sırrından doÄŸar.
Kalpte heyecana dönüşen imanın, Hamd’e dönmesi ise Hayy sırrını temsil eder. Allah sevdâsının bu yönü ise tamamen Fahr-i Kâinat Efendimizin san’atıdır. Onun için Hayy zikri bizim gönlümüzü Efendimize baÄŸlayan ilâhî bir nimettir. Kayyûm zikri ise özde Allah’ı anıştır. (Devamini okumak icin tiklayin)