DR. HALUK NURBAKİ
Retinaya kadar gelip de, retinada bir kimyevi hadiseye -fotoÄŸrafçılıkta olduÄŸu gibi bir banyo hadisesine-tabi imiÅŸ gibi görünen film ne oldu? Bunu izah etmek için ister istemez sinir sistemini anlamamız gerekir. Sinir sisteminin ne olduÄŸunu bilebilirsek, bu bölümün ne olduÄŸunu anlayabileceÄŸiz. Çünkü göz bütün bilgilerini aldıktan sonra arkasında çok kalın bir sinir demetiyle beyne baÄŸlanmaktadır. Demek ki, buradaki fotoÄŸraf sinir sisteminin merkezine götürülüyor. Sinir sisteminin merkezine götürülür demek, bu hadiselerin nihayetlendirilmesi de sinir sisteminin merkezinde oluyor demektir . Yalnız, ilgi çekici bir noktaya hemen burada temas etmek gerekir: Bütün sinirler, mesela kolumuzun siniri, incecik bir ip gibidir. Koskoca organları çalıştıran, mesela kalbi çalıştıran bir sinir çok incedir. Ama gözün arkasındaki sinir, çok kalın bir sinir demetidir. Bir sinirin kalın olması demek, birçok kabloları ihtiva etmesi demektir. Deme.k ki, gözün, retinanın arkasında meydana gelen hadisenin sinir sisteminin merkezi olan beyne nakli pek çok kablo ile yapılabilmektedir. Bu iÅŸ için tek bir kablo yetmez; binler, yüz binlerce kablo gerekmektedir. Büyük, telefon merkezlerinden çıkan binlik, iki binlik kablolar vardır. İşte retina tabakası üzerinde teÅŸekkül eden imajlar, bu binlik, iki binlik kablolardan çok fazla sayıda kablo ihtiva eden, gözün arkasındaki sinirler vasıtasıyla beyne iletilir. Bu imajların beyne intikalleriyle gerçekleÅŸecek hadiseler, beyin sisteminin umumi yapısına bakılarak deÄŸerlendirilebilir. (Devamini okumak icin tiklayin)
28
2008
Sinir sistemi
27
2008
Kader sohbeti
İslam'da kadere iman, imanımızın bütününü perçinleyen, adeta Rabbimiz "Biz Sana ve Resulüne inandık" dedikten sonra imzamızı atıp, mührümüzü bastığımız bir maddesidir. Kadere iman edilmeden Allah'a imanın ikmali, Allah'ın bizden istediÄŸi gibi imanın tatbiki mümkün deÄŸildir. Çünkü Allah, Kendisini bize verdiÄŸi idrak nispetinde kavramamızı ve ona göre iman etmemizi istiyor. Bu bakımdan da Allah'ı sezebilmenin, yakîn olmanın kanalı mutlaka ve mutlaka kadere imandan geçer. (Devamini okumak icin tiklayin)
25
2008
Kalp ve Kur’an
ONK. DR. HALUK NURBAKİ
Kur'an'ın diÄŸer söz ve yazılardan en büyük farkı kalple arasındaki ilgidir. Bu yüzden kitabımızın başından beri izaha çalıştığımız Kur'an mucizelerinin en önemli sırrı kalpte düğümlenir.
Bir özet yaparsak: insanın kalbi, maddi yapısıyla, vücudun diÄŸer sinir sistemlerinden farklı olarak tamamen ayrı bir duygusal nitelik taşır. Sevgiler, acılar, hatta kin ve ihtiras onun maddi yapısını çok ÅŸiddetli etkiler. Bir ÅŸeyi uzun uzun düşününce nasıl beyniniz yorulursa, bu duygularla da kalbimizin etkilendiÄŸini hepimiz
farkederiz.
Daha önemlisi kalbimizin mânâ yönüdür. Önseziler, kalbimizin mânâsından aktarabileceÄŸimiz en net çizgilerdir. Bir olayı önceden sezmek, ya da geleceÄŸe ait bazı algıların ifadesi demek olan önseziler, hemen hemen herkesce fark edilebilen inkarı imkansız bir gerçektir. iÅŸte kalbin bu manevi hususiyeti insanın en bilinmez, anlaşılmaz yanıdır. İnancın merkezinin kalp olması da ondaki bu hususiyetin bizlere bir baÅŸka anlatım ÅŸeklidir. (Devamini okumak icin tiklayin)
24
2008
Kapıyı sır etmek
Kapıyı kapatmak anlamında bir söz.
Åžeyhim, var ise söyle erenler kelimâtı
Dinletme bana tekkedeki mustalahâtı
(Şem'in külü al), (kapıyı sır eyle) demekle (Devamini okumak icin tiklayin)
23
2008
Cehennem
Tes'iyr-i Cahîm
DR. HALUK NURBAKİ
Boyutlar sisteminin yeni dünyası yeni mekanları keÅŸt-i sema ile açılınca; asıl görüntüye gelen mânâ âleminin güzellikleri dolayısıyle bunların bir parçası olan cennettir. Âyet sırasında önce cehennemden bahsedilmesi biraz önce anlatmaya çalıştığım nedenlere dayanır. Yani mânâ âleminin bu eriÅŸilmez güzelliklerine yansıyabilmek için; pürüzsüz, arınmış nefs zorunluluÄŸunu gözler önüne getirir. Tes'îyr-i Cahim, yani cehennemin çalıştırılması tanımı, o ana kadar cehennemin hazır fakat çalışmayan bir varlık olduÄŸunu göstermektedir. Cehennem laboratuvarının marÅŸ düğmesine basılıp faaliyete geçmesi olayı, ancak kıyamette görülerek ulaşılabilecek bir sistemdir. Cennet elest meclisinden hemen sonra yaratıldığı halde, cehennem belli bir hizmeti yapmak üzere kıyamette gündeme gelmektedir. Cehennemin nasıl bir yapıyı temsil ettiÄŸi elbetteki tam anlamıyla bilinemez. Cennet ve cehennem üzerindeki bütün tanımların ancak bir benzetme olduÄŸu efendimiz tarafından emredilmiÅŸtir. Ancak cehennemdeki azapların çeÅŸitli âyetlerde bildirilen benzetmelerini göz önüne alarak cehennem kavramına yaklaÅŸabilmemiz mümkün olur. Cehennem üzerinde bilmemiz gereken kavramları ben altı madde halinde özetlemek istiyorum. (Devamini okumak icin tiklayin)
23
2008
Gönül
Kalb'in Türkçe karşılığı. Bu kelime ile ilgili çeÅŸitli atasözleri vardır. Bunların bir kısmı ÅŸöyledir:
Can ü gönülden dua, niyaz : Bütün bir manevî güçle, kendini vererek Allah'a yapılan duadır.
Can u gönülden sevmek, sevilmek : Karşılıklı sevme-sevil-menin içten olması.
Gönül altında kalmak : Birinin hatırını kırmak, onun manevî ağırlığı altında kalmak. (Devamini okumak icin tiklayin)
20
2008
Tezvic-i Nüfus
DR. HALUK NURBAKİ
Âyet 7: "Ve nüfuslar çifleÅŸince."
TEZVÎC-İ NÜFUS:
Nüfusun çiftleÅŸmesi anlamına gelen bu âyet, ruhla bedenin birleÅŸeceÄŸi anı bildirmektedir.
Âyet 8-9: "O diri gömülene sorulduÄŸunda: Hangi günahla öldürüldü?" (Devamini okumak icin tiklayin)
17
2008
Yâd-gerd
Farsça, zikretmek, hatırlamak demektir. Murâkebe mertebesine ulaÅŸtıktan sonra, sâlikin, muayyen sayıda nefy ve isbât (la ilahe illallah) zikri yapması. Bu ÅŸekilde kalbin pası giderilir ve müşahedeye ulaşılır. Bu zikir, ağız ve göz yumularak yapılır. La, kalbi tarayan bir süpürge gibi, olup, kalbin içindeki "ilahe" (put) leh kafa istikâmetine doÄŸru çekip, söküp hârice atarak, kalbi masiva pisliÄŸinden kurtarır. Arapça "lamelif" ÅŸekil olarak ters çevrilmiÅŸ süpürgeyi andırır. BoÅŸaltılan kalbe, omuz hizasından darb usulü ile "illallah" yerleÅŸtirilir. (Devamini okumak icin tiklayin)
16
2008
Tasavvufun ana ilkesi ‘kendini bilmek’
Kendini bilen Rabbini bilir, ilkesi tasavvufun ana kurallarından biri durumundadır. Bu sözün çok çeÅŸitli ÅŸekillerde yorumu yapılmıştır. Bir tanesi ÅŸudur: Kulun kendini yokluk, acizlik, mahviyet, fakr, eksiklikle bilmesi, daha doÄŸrusu bunun ÅŸuuruna ermesi, Allah'ın güç, kemal, istiÄŸna sahibi mükemmel bir varlık olduÄŸunu farketmesidir. (Devamini okumak icin tiklayin)
14
2008
Çevremizdeki dünya
DR. HALUK NURBAKİ
Bilim, yüzyıllar boyu parça parça geliÅŸtiÄŸi için, çevremizi yıllar boyu asıl gerçekleri ile bir türlü tanıtamadı. Bu yüzden çeliÅŸkili fikir cereyanları, bunlardan kaynaklanan kavgalar yeryüzünü periÅŸan ve insanları mutsuz kıldı.
Yeryüzünde çevremiz ve bizim açımızdan en önemli konu canlılıktır. İnsan da bir canlıdır.
Canlılık büyük çizgileriyle enerji iÅŸleme becerisidir. Yani canlıların temel niteliÄŸi kimsayal bir beceriyle enerji saÄŸlayıp, bunu kullanabilmeleridir. Eski yıllarda canlılar için büyüme, hareket etme, üreme gibi nitelikler var sayılmışsa da, bu nitelikler canlılığın temel yanı deÄŸil, görüntüsüdür. (Devamini okumak icin tiklayin)
13
2008
Zâhid-i Bârid
Arapça, soÄŸuk, kuru zâhid anlamında bir tamlama. Dini azimetle, katı bir sertlikle yaÅŸayan kiÅŸiler hakkında kullanılan bir tâbir.
SeçilmiÅŸ âşık ile ÅŸimdi zâhid-i bârid,
Gözünde halk-ı cihanın ne eÅŸk kaldı, ne hâb.
Hallaç kendisini asmaya götürenlere "siz de cennetliksiniz, Zira, beni dindeki taassubunuz sebebiyle öldürüyorsunuz, (Devamini okumak icin tiklayin)
11
2008
Boyut Kavramı
DR. HALUK NURBAKİ
Sûre-i Tekvîr'in bu ilk 13 âyetini perde perde açıklamaya geçmeden önce âyette geçen kelimeleri ve kıyameti anlamamız için boyut kavramını adam akıllı bilmemiz gerekiyor. Çünkü boyut kavramını yeryüzüne ilk defa yüce kitabımız Kur'ân getirmiÅŸtir.
Yüce kitabımızda Saffat Sûresi âyet-5'de Cenab-ı Hak; "O semaların ve arzın ve arasındakilerin Rabbıdır ve doÄŸruların da Rabbıdır" buyurmaktadır. Buradaki "MeÅŸarik" yani doÄŸular kelimesinden kasıt; kesin olarak boyutlar anlamınadır. Çünkü Allah "Ben arzın ve semaların ve arasındakilerin Rabbıyım" buyurmakla bilebildiÄŸimiz bütün varlıkları sıralamıştır. Bundan sonra ayrıca "DoÄŸuların da Rabbıyım" demesi, semalardan ve arzdan gayrı bir hedefi iÅŸaret etmektedir. Arapça'da doÄŸu, boyut ve istikametin ilk tarifidir. BilindiÄŸi gibi boyut kavramı birinci merhale olarak mesafedir. Eskiden beri mesafeler güneÅŸin doÄŸuÅŸuna kıyasen, doÄŸu olarak ifade edilir. (Devamini okumak icin tiklayin)
10
2008
Taç giydirmek
Åžeyhler tarafından müridlere törenle taç giydirilme töreni. Tasavvuf yolunda ilerleyip, olgunlaÅŸan ve bu ÅŸekilde irÅŸâd seviyesine gelenlere, ÅŸeyh tarafından taç giydirilir, ellerine de mühürlü bir "icazetname" veya "hilâfetnâme" verilir ki, bu bir tür diplomadır. Hırka da aynı durumda olanlara, törenle giydirilirdi. Meselâ Kâdiriyye tarikatında Åžeyh, Fatiha suresini okur, Allah ve Peygamberimiz (s) den vekâlet kastederek, kendi eliyle hırkayı giydirir. Ondan sonra tarikat silsilesini okur ve ÅŸunları söyler: (Devamini okumak icin tiklayin)
07
2008
Hz. Âişe Sırrı
DR. HALUK NURBAKİ
Elest'de Efendimizin niyazı ile hayat bulup hamd niyazına hemen katılan bir avuç mübarek zat, Allah'ın birer esmalarıyla ÅŸereflendirilerek Asr-ı saadet'e ışınlandı.
Allah'ın sevgilisi güzeller güzeli Efendimize hizmet yarışına girdiler. Onların kimi Efendimizin kanından takdir oldu, kimi seçkin dostlar (Ashâb-ı Güzin). Onlardan her biri sevgililer sevgilisi Efendimizin ayakları altına baÅŸlarını koymakdan bir an tereddüt etmediler. Ve hepsi de Efendimizi kendi canlarından çok sevdiler.
06
2008
Moral FM Haluk Nurbaki’yi anıyor
11 yıl önce aramızdan fizik olarak ayrılan Dr. Haluk Nurbaki Hoca Moral FM de anılıyor
İlim dünyamızın yıldızlarından Dr. Haluk Nurbaki Hoca'nın Hakka yürüyüşünün 11. sene-i devriyesinde Selahattin Kocaaslan'ın hazırlayıp sunduÄŸu 'İz Bırakanlar' programında bu akÅŸam saat 20.00 de anılıyor. UÄŸur İlyas Canbolat’ın konuk olacağı programda Dr. Haluk Nurbaki’nin farklı yanları anlatılacak.
İslami gerçeklerin anlaşılmasında özellikle de gençlerin Kur'andaki bilimsel hakikatlere aÅŸina olmasında önemli hizmetleri bulunan Dr. Haluk Nurbaki dualarla yadediliyor. Moral FM radyosunda 'İlim Pınarı' adıyla programlar yapan Haluk Nurbaki'nin bu konuÅŸmalardan derlenmiÅŸ Nesil Yayınları arasında neÅŸredilen iki kitabı mevcut.
Ahlaki Muhammedi'nin bir inanmış için nasıl vazgeçilmez olduÄŸunun ve bu güzel ahlakın sırlarının neler olduÄŸunun anlatıldığı sohbetler 'Peygember Çizgisinde YaÅŸamak' adıyla kitaplaÅŸtırıldı. Yine Moral FM sohbetlerinden derlenen 'Bilim Açısından İmanın Altı Åžartı' kitabı da Nesil Yayınları arasından çıkmıştı.
Dr. Haluk Nurbaki ilk gençlik yıllarından itibaren tüm enerjisini ve heyecanını İslam davasının anlaşılması ve yücelmesi noktasına teksif etmiÅŸti. Tıp tahsilinin yanı sıra İslami dersler de alan Nurbaki eserlerinde hem bilimsel gerçeklere hem de islami verilere yer verilere yer veriyordu. Asr-ı Saadetin iyi anlaşılması gerektiÄŸi görüşünde olan Dr. Haluk Nurbaki infak ve namaz konuları üzerinde ısrarla duruyordu.
Manavi ilimlere olan vukufiyeti ve kendisine has üslubu ile Nurbaki tesirli yazılar yazıyordu. Büyükdoğu, İslamın Nuru,Zafer gibi dergilerde yazıları yayınlanan Nurbaki TRT yıllarından itibaren televizyon programları da yapıyordu.
Dr. Haluk Nurbaki ilme öncelik veren, ehli imanın bu konuda daha hassas olması gerektiÄŸini düşünen bir bilim insanı idi. Alem-i İslam’ın düştüğü sıkıntılarda bunun payının çok olduÄŸunu düşünüyordu. İslamiyet’in en büyük düşmanı olarak gördüğü cehaleti yenmek için uÄŸraÅŸtı sürekli. Radyo konuÅŸmaları, dergilerde makaleler, konferanslar, TV programları ve 30 un üzerinde kitap yayını… Tüm bunların sebebi cehaleti yenmek içindi. Dr. Haluk Nurbaki Hoca sohbet ve konferanslarında sürekli ehli imanın ilim farzını terk etmiÅŸ olmasından yakınırdı. Bu sebeple de ilmin marksistler tarafından iÄŸdiÅŸ edildiÄŸini anlatırdı. İnsanlığın yararına olan pek çok ÅŸeyin yanlış sunulduÄŸuna vurgu yapardı. İlmi gerçeklerden uzak, ideolojisi için insanlığa yalan söyleyen bu kiÅŸileri ‘İlim münafıkları’ olarak tanımlardı. (Devamini okumak icin tiklayin)