Åžub
27
2008
0

Zâkir

Arapça, anan, hatırlayan, zikreden demektir. Tekkelerde âyin esnasında, derviÅŸlerin zikirlerini hareketlendirmek için, ilahî okuyan kiÅŸilere zâkir denir. Ayinde, zikir çeken diÄŸer derviÅŸlere de zâkir denir. Zâkirleri idare eden kiÅŸiye ser-zâkirân denir. Bu, zâkirbaşı diye TürkçeleÅŸtirilebilir. Zakirler arasında, def, zilsiz def, kudüm ve ney çalanlar da bulunurdu. (Devamini okumak icin tiklayin)

Åžub
26
2008
0

İlim nedir?

DR. HALUK NURBAKİ

NURBAKGAZETE.jpg

Bazı ÅŸeyler vardır ki, kavranması ve târifi fevkalade güçtür, ama herkes bunu tanıdığını, bildiÄŸini sanır. Bunlardan bir tanesi, belki de en mühimi, ilimdir. İlim denildiÄŸinde, ekseriyetle, birtakım tesbitlerin, birtakım neticelerin alınarak bunlar arasında bir alaka kurulması akla gelmektedir. Bu yüzden de ÅŸimdiye kadar ilmin ne olup ne olmadığı bir türlü anlaşılmamıştır. İlim, gerçekte, kainat nizamının ve sanatının anlaşılmasıdır. Bilhassa onun Sanatkârı ve Yaratıcısı ile bir münasebet kurulmasıdır. ilim, kendisinin veya birtakım insanların dimaÄŸlarının mahsulü deÄŸildir. ilim, yaratılmış bir varlıktır. EÄŸer ilim yaratılmış bir varlık olmasaydı, ne atomun çekirdeÄŸindeki matematiÄŸi bilebilir, ne de galaksilerdeki en ince hesapları tanıyabilirdik. Çünkü bunlar beynin mahsulü deÄŸil, beynin kendisinden daha önceden beri mevcut olan hâdiselerdir. Biz herhangi bir ilmi, belli bir sistematikten ilhamla kazanıyoruz. Yani bir geometrik diziden gidiyoruz, bir fizik diziden gidiyoruz. Fizik, matematik, geometri ise kainat sanatının iskeletidir, bizim icad ettiÄŸimiz ÅŸeyler deÄŸil. İlim, Büyük Yaratıcının, kainat sanatını, bilhassa İnsana tanıtmak için yarattığı; bir sistemdir. İnsan, ilmin mahfazası gibidir. Çünkü Yaratıcı kendi güzelliÄŸini tanıtmak için insanı yaratmıştır. İnsan, kendi bestesinin olduÄŸu kadar İlahi bestenin de bir dinleyicisidir.

(Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen UÄŸur Canbolat in: MAKALELER |
Åžub
24
2008
0

Ezan

DR. HALUK NURBAKİ
Türk-İslâm insanının gerek bu dünyada, gerek âhirette en iftihar edeceÄŸi mevzulardan biri, ezana ve camilere verdiÄŸi önemdir. Ben bu ayrıcalığı özellikle Avrupa'da çok yakın hissettim. Bizim insanımız, Avrupa'ya çalışma amacıyla gitmeden önce, özellikle İngiltere ve Fransa ağırlıklı olmak üzere, bu kıtaya yerleÅŸmiÅŸ dört milyona yakın müslüman nüfusu vardı. Ama cami sayısı yüz elliyi bile bulmamıştı. Türk çalışanları Avrupa'ya akın etmeye baÅŸladıktan sonra, bugün Avrupa'da beÅŸ bin cami vardır. Ve gözlerimle ÅŸahit olduÄŸum gibi bunların çoÄŸu Anadolu'dan gelip baÅŸlık parasını tamamlamak üzere çalışan yürekli mü’minler tarafından yaptırılmıştır. Ben kaç seferinde fakir iÅŸçinin biriktirdiÄŸi üç bin, beÅŸ bin markı tereddütsüzce çıkarıp cami inÅŸası için verdiÄŸini gözlerimle gördüm. (Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen UÄŸur Canbolat in: MAKALELER |
Åžub
23
2008
2

Hz. Ali (r.a) Konferansı

ONK. DR.HALUK NURBAKİ

Manevî âlemde Ali Efendimiz kadar çok ağır kimse yoktur. Cenab-ı Hakk, Hz. Ali Efendimiz'i anlayabilmemiz için, onun büyük varlığından ışık alabilmemiz için, bize bazı iÅŸaretler vermiÅŸtir. "Ben tanıyamadım, ne yapayım, keÅŸke tanısaydım, onun sırrına sığınırdım." deme kapılarını kapatmıştır.
Neden?

(Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen UÄŸur Canbolat in: Ýslam Yüceleri |
Åžub
22
2008
0

Nazar

Arapça, bakmak demektir. Tasavvufî olarak, mürÅŸidin müridine manevî yolla bakışı demektir. Bu bakış, feyzin akmasına ve intikâline sebeptir. Mevlevîlerde nazar ÅŸu ÅŸekildedir: Ayinde, Devr-i Veledî'de derviÅŸler post önünde birbirlerine karşı durup bakıştıktan sonra, niyaz eder, ardından yine birbirlerine nazar ederler. (Devamini okumak icin tiklayin)

Åžub
22
2008
0

Bitmeyen SavaÅŸ

DR. HALUK NURBAKİ
Åžerrin hayra karşı baÅŸlattığı savaÅŸ hiç bitmez. Allah'ın Fahr-i Kâinat Efendimiz'e karşı sevgisinin sembolü olan inanan insana verdiÄŸi üstün paye (seçkin varlık) ÅŸeytanı ve gurur zehiriyle çirkinleÅŸen nefisleri kıskançlıktan çıldırtmış, bitmeyen bir savaşı baÅŸlatmıştır.

Hz. Geylanî, "Åžeytan sizin kan davalınızdır. BulduÄŸu yerde sizi öldürür, dikkatli olun." emrini bu sırrın bilinmesi için vermiÅŸtir.

Bu savaÅŸ Haçlılar devrinde olduÄŸu gibi bazen sıcak savaÅŸ ÅŸeklinde görülür. Åžer cephe tarih boyunca sıcak savaÅŸlarda hep yenildiÄŸi için daima soÄŸuk ve sinsi savaşı yaÅŸatır durur. (Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen UÄŸur Canbolat in: MAKALELER |
Åžub
19
2008
1

Müslümanların Özlük Hakları

HALUKNURBAK.jpgDR. HALUK NURBAKİ
Dünya tarihinde görülmemiÅŸ bir tezat memleketimizde yaÅŸanmaktadır. Resmen ve fiilen ekseriyete yakın bir çoÄŸunluÄŸu müslüman olan bir millet azınlık durumuna düşürülmüş ve özlük haklarını bir avuç zorbadan alma çabasına sürüklenmiÅŸtir. Bir müslümanın vazgeçmeyeceÄŸi "özlük hakları" olan dört temel ilke vardır.

a- İnancına karşı çevresinin saygılı olmak zorunluÄŸu,

b- Peygamberine, Kur'an'a ve ezana karşı herkesin saygılı olmak zorunluğu,

c- Din kökünden ahlâkî deÄŸerleri ve kutsal saydığı ibadetlerine karşı herkesin saygı göstermek zorunluÄŸu.

AYRIK OTLARI

Bu memleket bin yıldır iÅŸte bu "özlük hakları" adına yaÅŸamış, onun adına mücadele vermiÅŸ, onun adına milyonlarca ÅŸehid vermiÅŸtir. Buna raÄŸmen bu memleketin toprağında yanlış esen rüzgarların getirdiÄŸi ayrıkotu tohumları bir fırsatını bulmuÅŸ, kök salmaya baÅŸlamıştır. Ve ÅŸimdi bunlar tam mânâsı ile gecekondu bir cemaat halinde, müslüman milletin tapulu arazisine gecekondu yaparak, mal sahibini sindirmek, gelecek kuÅŸaklar nezdinde yok etme küstahlığı göstermektedir. (Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen UÄŸur Canbolat in: MAKALELER |
Åžub
18
2008
2

Önlenemeyen Kader

HNURBAK.jpgDR. HALUK NURBAKİ
İnançsızların en büyük gafletlerinden biri kaderlerini fark edemeyiÅŸleridir. Bir su molekülü "ben fizik yasalara inanmıyorum" dese de sıfır dereceye gelince donar, yüz dereceye gelince de tebahur eder. İşte Allah inançsıza da öyle bir kader halk etmiÅŸtir ki mutlaka mahçup olmaya, kepaze olmaya mahkumdur. Hele hele Allah dâvâsına karşı mücadelesindeki her saldırısı tersine teperek sonunda bu dâvânın yüceliÄŸi karşısında onu mutlaka rezil edecektir.

İslâm düşmanları yaptıkları her giriÅŸimde hem İslâmiyet’e hem inanan insanlara yepyeni güçler verdiÄŸini bir bilseler, susmayı hatta nefes almamayı bile tercih ederler. İnançsızın mü'mine karşı her saldırısı mü'minin gönlünde yanan iman ışığını daha çok parlatır. AteÅŸini daha çok çoÄŸaltır…

İsterseniz yakın tarihi bir tetkik edin, İslâma ve imana karşı açılan çirkin saldırılar bu milletin göÄŸsündeki iman zevkini bir nebze olsun azaltıp geriletebilmiÅŸ midir? (Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen UÄŸur Canbolat in: MAKALELER |
Åžub
15
2008
0

Fâili Belli Cinayet

DR. HALUK NURBAKİ
Bir milleti yok etmenin en kolay, en ucuz ve o nisbette âdi yolu, o milletin imanını yok etmektir. Asırlar boyu yıldırılıp yok edilmek istenen milletimize karşı oynanan senaryonun son perdesinde fâili belli bir câni sırıtmaktadır. Her türlü kılığa giren bu ÅŸer temsilci, sırası ve fırsatı geldikçe marksist, yerine göre Batı hayranı ve bazen da laiklik ve entellik maskesi arkasında sırıtmaktadır. Tüm sözcükler onun için bir aldatma aracıdır. Demokrasiyi; insan haklarını çiÄŸnemek, imanı yok etme aracı saymaktadır.

İnsanlık sevgisi, barış sloganları onun için inananı küçük görüp yok etme aldatmacılığıdır. EÄŸer elinizde içki kadehi yoksa sizi adam yerine bile koymaz. Bilimsel gerçekler eÄŸer ateist saçmalıkları peÅŸinde sürüklerse itibar görür. (Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen UÄŸur Canbolat in: MAKALELER |
Åžub
10
2008
2

Alimler herkesi aydınlatır!..

_3.jpg

AÅŸağıda spontone geliÅŸen bir konuÅŸmayı okuyacaksınız. Adana'dan Haluk Nurbaki öÄŸrencilerinden Ahmet ve Hayriye ÅžiÅŸman'ın 11 yaşındaki oÄŸulları EBU TALİP ŞİŞMAN ile messenger ile yaptığım bir konuÅŸmayı bulacaksınız.

Uğur İlyas Canbolat

- Kaç yaşındasın?
- Ben 11 yaşındayım.
-ÖÄŸrencimisin?
- Evet 5.  sınıf  birincisiyim.
-İsmini kim koydu?
- İsmimi  ONK.  DR.  HALUK  NUR  BAKİ koydu. (Devamini okumak icin tiklayin)

Åžub
10
2008
0

Haccac’ın Zulmü

DR. HALK NURBAKİ
İslâmın ilk yıllarında yaÅŸanmış olan birçok hâdise, bu ko­nuda ne yapmamız gerektiÄŸini ortaya koyar ki bunlardan biri de Haccac'la ilgilidir.

Haccac-ı Zalim'in yaptığı akıl almaz iÅŸkenceler karşısında müslümanlar gizlice bir evde toplanmış ve o zulümden kurtulmanın çarelerini araÅŸtırmaya baÅŸlamıştı. Bu kiÅŸiler arasında eskiden beri süregelen kan dâvâlarından ötürü birbirine düşmanlık besleyen müslümanlar ve yaÅŸlı bir sahabe de bulunuyordu. ÇeÅŸitli fikirler ileri sürüldükten sonra o yaÅŸlı sahabeye Efendimiz'in (s.a.v.) bu konuda bir tavsiyesi olup olmadığı soruldu.

Hayatta kalan son sahabelerden birisi olan o yüce insan, bu soruya "Evet var." cevabını verdikten sonra:

— Peygamberimiz (s.a.v.) böyle durumlarda, birbirine düşman da olsalar, bütün müslümanların kucaklaÅŸmasını ve sonra hep birlikte dua etmesini tavsiye buyururdu, dedi. Biz de öyle yapamaz mıyız?

Bunun üzerine o evde bulunan bütün müslümanlar, gözyaÅŸları içinde birbirine sarıldılar ve helalleÅŸerek vecd içinde dua ettiler. Sabah namazını kılıp dışarı çıktıklarında, Haccac-ı Zalim ölmüş bulunuyordu. (Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen UÄŸur Canbolat in: MAKALELER |
Åžub
08
2008
0

Fahr-i Kâinatı anış

DR. HALUK NURBAKİ
Bir kimse ÅŸahsı hakkında, tasvîb-i Muhammedî olmadan, ne emeÄŸiyle ne ilmi ile, ne zikri ile, Allah'ı bulamaz.

Hayatta hiç olmazsa son nefeste âlemlerin Fahr-ı Ebedîsiyle tanışabilmek için en kesin çarelerden biri bol bol Fahr-ı Kâinatı zikirdir (Salâvat-ı ÅŸerife).

Salâvat-ı ÅŸerife Kur'ân'da kesin olarak farz kılınmıştır Allah, kitab-ı keriminde: «Ben Allah iken meleklerimle (beraber) sevgili Peygamberime salâvat-ı Åžerife getiriyorum (O'nu zikrediyorum). Ey iman edenler, siz de salâvat-ı Åžerife getirin ve ben onu habibime ileteyim» buyuruyor,

Çok ince bir hikmettir ki, Fahr-ı Kâinatı ancak Allah zikreder. Bizim zikrimiz onun namınadır ve Allah o zikri kabul buyurur. (Devamini okumak icin tiklayin)

Åžub
07
2008
0

Ruhun Sınırsız Yetenekleri

DR. HALUK NURBAKİ
Ben size ifade edeyim. Bir ruh Cenab-ı Hakk müsaade etmek ÅŸartıyla bütün lîsanları konuÅŸur. Bütün bilinmezleri bilir. Zaman diliminin öncesini de tamamıyla bilir.

Çünkü ruh, zamandan ve mekandan münezzehtir. Neden, Allah kendi ruhumdan nefh ettim diyor. Allah'a ait birÅŸey olduÄŸu için zaman ve mekanla mukayyet deÄŸildir. Onun için rüyalarınızda mâziden bir adam görüyorsunuz. BeÅŸ yüz sene, yedi yüz sene evvel yaÅŸayan bir velîyi görüyorsunuz ve diyelim ki Hacı Bayram Veli Hz.’ni gördüm diyorsunuz. (Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen UÄŸur Canbolat in: MAKALELER |
Åžub
05
2008
0

Nefes nedir?

Nefes; soluk, hafif rüzgâr, uzun söz, mühlet, bolluk, geniÅŸlik anlamlarını ihtiva eden Arapça bir kelimedir. KâÅŸânî'ye göre bu, gaybden gelen latifeler sebebiyle, kalplerin rahatlamasıdır. Bu, seven (muhib)'in sevilen (mahbûb) ile ünsiyetidir. Nefes sahiplerinin, hallere sahip olan kiÅŸilere göre, daha saf ve daha hassas oldukları kaydedilir. Sahib-i vakt, mübtedi iken, nefes sahibi müntehidir. Hal sahibi ise, bu ikisinin arasındadır. Haller, ortalar, nefesler, terakkinin nihayetidir. Vakitler, kalp ehline; haller, ruh erbabına; nefesler ise, sırlar ehline mahsustur. (Devamini okumak icin tiklayin)

Åžub
05
2008
6

İlim Münafıkları

 abdulgahani.jpg

DR. HALUK NURBAKİ
İlim, gerçekten çok mukaddestir. Çünkü O İlâhi san'atın bir tarz ifâdesidir. Bu yüzden de en ufak bir aldatmacaya veya sahtekârlığa tahammülü yoktur.
Ne yazıktır ki müspet bilgilerin doÄŸum çağı sayılan 19'uncu yüz yılda, birçok gerçeÄŸin üzerine perdeler çekilmiÅŸ ve İlâhî san'atın bu örnekleri karanlıkta bırakılmıştır.

(Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen UÄŸur Canbolat in: MAKALELER |

Altyapi WP Temadown Wp Tr Temayapim TheBuckmaker Cevirmen Otel