Oca
29
2008
0

İnsanlığı Çöktürme Operasyonu

DR. HALUK NURBAKİ
İnsan, evrenin gözbebeÄŸidir. Yüce Rabbimiz insanı kendine muhatap olarak yaratmıştır. Allah güzelliÄŸinin tüm evrenleri dolduran ihtiÅŸamı insanın sezgilerinde seyredilir.

Toplumlar ne kadar sapmış, çarpıklık(arla bozulsa da her çaÄŸda ve çaÄŸların her anında mutlaka Allah güzelliklerini sonsuz bir sevda ile seyreden seçkin kullar vardır. Ve de tüm insanlar onların yüzü suyu hürmetine bu dünyada yaÅŸayabilme fırsatı bulmaktadır. Güzelliklere hased dolu düşmanlığı yüzünden kovulan ÅŸeytan, insanların peÅŸine düşüp elinden geldiÄŸince Allah'a dönmek isteyen insanları azaltmak ister. (Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen UÄŸur Canbolat in: MAKALELER |
Oca
28
2008
1

Namazda Neler Okuyoruz?

23_01.jpgONK. DR. HALUK NURBAKİ
Bu bölümde hiç açıklama yapmadan yalnız namazda okuduklarımızın Türkçe çevirilerini dile getireceÄŸim. Daha sonraki bölümlerde namazın çeÅŸitlerine göre yorumlar yapacağız.
1) Namaza baÅŸlarken ilk kez "Allahü Ekber" deriz. Bu tekbirin ismi İftitâh Tekbiri veya Tekbir-i Tahrimi'dir. Dünyayı haramlara; yasaklama tekbiri demektir. (Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen UÄŸur Canbolat in: MAKALELER |
Oca
28
2008
1

Allah’ı anış

DR. HALUK NURBAKİ

 NURBAKSOHBETTE.jpg

Allah'ı anış, Sure-i Bakara âyet 152'de farz kılınmıştır «Zikredin (anın) beni, zikredeyim sizi…»

Kezâ Sûre-i Âlâ âyet 1'de : «Arttk Rabbının âlâ ismini tenzih ve tesbih et» emri vardır.

Tesbih kelimesi bugün dilimize, göreneÄŸimize öyle tuhaf intikal etmiÅŸtir ki; çak kimse tesbîhi bir takım kimselerin elindeki, ipe geçirilmiÅŸ nesne sanır. O tesbih, tesbih fiilinin adedini bilebilmek için bir sayı aracıdır. Aslında tesbih, anış ve zikrin bir türüdür. Allah'a O'nun sübhanlığını dille veya gönülle beyandır. Bir kimse «Yâ Rabbi, sen bütün saltanatlardan ötede sübhansını» diye düşünse dahi tesbih etmiÅŸ olur. (Devamini okumak icin tiklayin)

Oca
28
2008
1

Mahir EyüboÄŸlu’nun dilinden Nurbaki Hoca

Hayatım boyunca aÄŸlayan erkek çok az görmüşümdür. Hele Peygamberimiz (sav)’den bahsedildiÄŸi zaman MAHRBEY.jpggördüğüm aÄŸlayan insan sayısı sınırlıdır. Halûk Nurbâki hocamdan Peygamber sevgisinin içtenliÄŸini öÄŸrendim. İnsan iliÅŸkileri uzmanı olarak insan iliÅŸkisindeki “Efendim” sözcüğü telaffuzunun insanları nasıl birbirine baÄŸladığını iyi bilenlerdenim. Ancak Halûk Nurbâki hocanın Peygamberimizden bahsederken “Efendimiz” telaffuzundan gerçek Peygamber sevgisinin nasıl yansıdığını gördüm. “KALBİ NURLU, YÜZÜ NURLU, SÖZÜ NURLU” bir Hakk âşığı idi. İman ve icraatı tam ve bütündü. Sevgisinde ÅŸart aramazdı. Hizmetinde mazeret aramayan “Hizmet Ehli” bir gönül dostuydu. Öyle bir hizmet ehliydi ki, verdiÄŸi bilgiyle, kurduÄŸu ilgiyle dinleyenlerini Allah ve Resulüne yaklaÅŸtırırdı.

Oca
27
2008
0

Millet Nedir? Ne DeÄŸildir?

DR.NURBAK.jpgDR. HALUK NURBAKİ
Bir millet aynı ekolojik şartlara uyumu, birlikte yaşanan ortak duygu ve düşünce paralelinde buluşabilen topluluktur.

Ne düşüncesi, ne duyguları olmayan, çıkar amacı ile bir araya gelen insan sürüsü deÄŸildir.

Bu yüzden bir millet uzun zaman süreçleri içinde geleneksel bir yapı kazanır. Bu yapı ne kadar saÄŸlamsa, bir anlamda tarihsel varlığı ne kadar uzun ve derinse bir millet o kadar güçlüdür.

Yine bu yüzden bir millet tarihinden, kültüründen kopartılarak yaÅŸatılamaz. Marksist felsefenin gerçek bilmez gayretleri hiçbir sonuç vermemiÅŸ, yeniden "millet yaratma" ilkeleri hep kepazelikle sonuçlanmıştır. Acaba toparlayabilir miyiz diye Marksistler bu kez ilkel milliyetçilik çadırına dönmek istemiÅŸler, dünyanın her yerinde yeni bir kavganın temelini atmışlardır.

Bu milleti yok etmenin en sinsi ve o kadar da saÄŸlam çâresi, onu tarihinden, geleneklerinden koparmaktır. Bu amaçla giriÅŸilen âdi gayretlerin ilk ÅŸartı da milletini ve tarihini kötüleme kampanyalarıdır. (Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen UÄŸur Canbolat in: MAKALELER |
Oca
25
2008
0

Canlının ortak mecerası

DR. HALUK NURBAKİ
Yeryüzünde canlılık, bir orkestra gibi birlikte ihya olan ortak bir bestedir.

Bitki-Hayvan-Mikrop üçlüsü el ele tutuÅŸmuÅŸ gibi yaÅŸarlar. Ne var ki evrendeki genel deÄŸiÅŸim yasalarına da uyarak deÄŸiÅŸirler; bir anlamda yok olurlar. Aslında bu deÄŸiÅŸim bir tarz yenilenmedir. Daha doÄŸrusu ilâhi san'atı perde perde birbirlerine aktarma sırrıdır.

Canlı iki temel biyokimya iÅŸlemine tâbidir:

a)DNA molekülünün yenilenmesi ya da tekrarlanması.

b)Canlılığı yürütmek için gerekli enerji. (Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen UÄŸur Canbolat in: MAKALELER |
Oca
24
2008
0

Lütfi Karaca’nın dilinden Nurbaki Hoca

1960’lı yıllardan beri eserlerini takip ederim. Çok öz olarak verilen İslâm tasavvufu ve bilimsel verilerle mezcedilen eserlerinden her zaman yararlandım. Konferanslarını, radyo konuÅŸmalarını takip ettim. Ben her zaman hocayı samimi ve ihlâslı buldum. Kur’an’la ilgili tespitleri yanında Saadet Asrına ait anlattıkları ve anlatış biçimi de mükemmeldi. Dış dünyayı hiçe sayan, zerre kadar ehemmiyet vermeyen ama içinde büyük heyecan ve ihlâs taşıyan bir Melâmi derviÅŸi görüntüsü veriyordu. Ben kendisini her zaman ilim adamı olmasının ötesinde veli olarak algıladım.

Oca
24
2008
3

Sevgi

Samanyolu TV'de yayınlanan Sayın Onk. Dr. Haluk Nurbaki'nin bu sohbetinde; sevgi ve aÅŸk hakikatinin gerçek mânâsına eriÅŸeceksiniz… Günümüzün en çok tartışılan ve nefsani duygular ile karıştırılan sevgi ve aÅŸk kavramlarınız deÄŸiÅŸecek. Sevgiyi tanımak istiyorsanız… İşte Haluk Nurbaki! iÅŸte mânâ, iÅŸte gerçek sevda…

Yaziyi gonderen UÄŸur Canbolat in: SOHBETLER |
Oca
23
2008
1

Hasaneyn Efendilerimiz Konferansı

10 Muharrem… Efendilerimiz'in Nazenin Torunu Hz. Hüseyin… Kerbela'da insanlık aleminin en trajik kader sahnesinde 73 hanedan-ı Ehlibeyt ile 100.000 kiÅŸiden fazla vahÅŸi, zalim, kafir ordusunun gücü karşısında tüm inananlar için susmama savaşı… Lisan-ı Hal ile suyun dahi isyanı…

Belaların doruklaÅŸtığı anda Hz. Hüseyin Efendimiz Allah’a ÅŸöyle niyaz ediyordu:
“Ya Rabbi insanları, müminleri denemek için halk ettiÄŸin belaların tümünü bana ver, hiçbir bela kalmasın da geleceÄŸin müminleri Seni bulmak, Âlemlerin Fahr-i Ebedisi Dedem’e kavuÅŸmak için mutlu bir kolaylık bulsunlar. Kıyamete kadar müminlere gelecek tüm belaları bana vermezsen Sana gelmem.”

Yaziyi gonderen UÄŸur Canbolat in: SOHBETLER |
Oca
22
2008
1

Aziz Mahmut Hüdaî Hazretleri

UÄŸur İlyas Canbolat'ın Üsküdar Fm radyosu Gönüllerde Gezinti programında Üstad Dr. Haluk Nurbaki ile yaptığı programdan deÅŸifre edilerek oluÅŸturulan "Veliler Deryasından Katreler" kitabından alınmıştır.

HNURBAK.jpg__________________

— Sevgili hocam, yine bir "gönüllerde gezinti" programında beraberiz. Bugün İslâm velîlerinin sohbetlerinden bir yenisine intikâl edeceÄŸiz. Bize bu gün Aziz Mahmut Hüdâi Hazretlerini ve tesir sahasını anlatır mısınız?
— Biliyorsunuz, İstanbul'un tümüyle üzerinde fevkalâde önemli mânevî hikmetleri olan Aziz Mahmut Hüdâi Hazretleri, aslında Bursa menÅŸelidir. İlk eÄŸitimini, gönlünün perdelerinin açılmasını Bursa'da tamamlamış, sonra hocası tarafından İstanbul'a vazifeli olarak gönderilmiÅŸtir. Vazifesi fevkalâde önemlidir. Sultan Ahmed dâhil, Osmanlı Devletine mânevî kan transferi yapmak hikmetiyle gelmiÅŸtir İstanbul'a. Bu bakımdan Aziz Mahmut Hüdâi Hazretlerini anlamaya çalışırken, Osmanlı İmparatorluÄŸu'nun ilk kuruluÅŸundaki mânevî sırları çok özet ÅŸekilde gözden geçirmek gerekiyor.
BilindiÄŸi gibi Selçuklu Devleti'nin kader sahnesinden çekilmesini seyrederken, hemen arkasından Osmanlı'nın doÄŸuÅŸunu beraber görüyoruz. Selçukluların çekilmesiyle, Osmanlı'nın doÄŸuÅŸu arasındaki bu bir nev'i kan deÄŸiÅŸimini velî'ler meydana getirmiÅŸtir.

(Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen UÄŸur Canbolat in: Ýslam Yüceleri |
Oca
21
2008
0

İnanç faktörü

DR. HALUK NURBAKİ
İnsanın morali dediÄŸimiz hadise nedir? 'Biliyoruz ki, saÄŸlık açısından birçok hastalıkların psikosomatik (sinir menÅŸeli) olduÄŸu kesinleÅŸmiÅŸtir. Bir dahiliye kitabını açsanız görürsünüz ki, yüz hastalığın 50 tanesini psikosomatik, hissi menÅŸeli hastalıklar teÅŸkil eder. İnsan yapısının en alâka çekici yönlerinden birisi de sinir sisteminin organlara tesiri, dolayısıyla organların çalışmasıyla psikolojik yapımızın alakasıdır. Evvela psikosomatik hastalıkları hatırlarsak buradan yorumlara daha kolay gideriz: kalp-damar hastalıkları, kalp damarının tıkanması, mide ülseri, ekzamadan kurdeÅŸene kadar pek çok deri hastalıkları, çeÅŸitli bağırsak hastalıkları, hormonal hastalıklar… Herkes iyi bilmektedir ki, hastalıkların sebebi birtakım ruh! hadiselerdir (stres). Birtakım sıkıntılar, buhranlar organların çalışmasına mani olmaktadır. Acaba bunun mekanizması nedir? (Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen UÄŸur Canbolat in: MAKALELER |
Oca
20
2008
0

Eşeğin nalı

Rahmetli Dr. Haluk Nurbaki Hoca’mızın babası Edib Baki, muallim imiÅŸ. Talebeleri arasında bulunan rahmetli Yılmaz Muslu Hoca’mızın anlattığına göre, bir gün sınıfta ÅŸöyle bir olay cereyan etmiÅŸ.

Sınıfın haÅŸarı çocukları, kâğıttan borular yapıp, nohut tanelerini o borularla üfleyerek, sınıfın kızlarının baÅŸlarına atarlarmış. O haÅŸarılardan bir tanesi, nohutu üflemiÅŸ fakat, kızcağızın başına denk getirememiÅŸ. Nohut, yuvarlana yuvarlana Edib Baki’nin ayakları dibine düşüvermiÅŸ. (Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen UÄŸur Canbolat in: HATIRALAR |
Oca
20
2008
0

Hz. Zeybeb’in atölyesi

Prof. Dr. İbrahim Canan
PEYGAMBER ALEYHİSSELAM’IN aynı zamanda halasının kızı olan ve hicretin üçüncü yılında Hz. Peygamber’le 35 yaÅŸlarında iken evlenen Zeyneb Bintu CahÅŸ, deri iÅŸleme ustasıdır. Ham deriyi, o devrin usulünce debbaÄŸlayarak iÅŸlemekte, sonra da ondan kullanılacak eÅŸyalar dikip satmaktadır.
Rivayetlerde rastladığımız bazı açıklamalardan, bu iÅŸ için, Hâne-i saadette bir de müstakil oda, bugünün tabiriyle bir iÅŸ atölyesi bulunduÄŸunu anlamaktayız.

Bu odanın Hz. Zeyneb’in deri iÅŸlediÄŸi yer olduÄŸu açıktır. Bugünün tabiriyle iÅŸ atölyesi, yani deri iÅŸleme iÅŸinde usta olan ve pek çok rivayette Resulullah’la evlendikten sonra da mesleÄŸini icra ettiÄŸi te’yid edilen Zevcât-ı Tâhirât’tan Zeyneb Bintu CahÅŸ’ın deri iÅŸleme atölyesi. (Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen UÄŸur Canbolat in: MAKALELER |
Oca
20
2008
0

Laiklere Ciddi Bir Uyarı

DR. HALUK NURBAKİ
Bu sütunlarda kendini laik düşünce savunucusu sananlara bir tasnif yaparak bu tarz fikir taşıyanları 4 gruba ayırmıştım. İlk iki grupta ateist ve marksistlerin laiklik maskesi altında açık açık inanca ve millî duygulara saldırdıklarını dile getirmiÅŸtim. Büyük çoÄŸunluÄŸunun mâsum olduklarını varsaymak istediÄŸimiz C ve D sınıfı laiklere çok açık bir uyarım olacak:

Siz, dine karşı olmadığınızı, yaÅŸam biçiminize müdahale olacak kaygısı ile radikal dini inançlara karşı olduÄŸunuzu öne sürüp; farklı bir düşünce tarzı oluÅŸturmak istiyorsunuz. 0 halde yapacağınız ilk iÅŸ, kendi düşüncelerinizi basında TV’de kendiniz savunmak. Milli nefret kazanmış olan ateist ve marksistlere kendinizi savundurmayın. Çünkü bu çirkin ekip her seferinde dine ve millî duygulara sataşıyor. 0 zaman fatura tüm laiklere karşı cepheleÅŸme zorunluluÄŸuna dönüşüyor.

Aslında radikal dindar grupların sizinle ciddî bir kavgası yok. Fakat siz bu marksist ve ateist çirkefleri sözcüleriniz olarak seçtikçe toplumun ana grubundan kopuyorsunuz. Sosyal olayların sonuçları, ÅŸekillenmesi de tıpkı fizik ve biyolojik olaylar gibi etki ve tepki dengesiyle yürür. Bu gün sizin ÅŸikâyet ettiÄŸiniz, bizim ise gurur duyduÄŸumuz millî ÅŸuurun ortaya çıkmasının nedeni yıllarca aydın geçinenlerin milleti ve inançlarını küçük görmesi sonucu ortaya çıkan kutsal bir tepkidir. (Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen UÄŸur Canbolat in: MAKALELER |
Oca
18
2008
0

Marksist ve Ateist Oyunlar

DR. HALUK NURBAKİ
Marksist ve ateistlerden bu milletin çektiÄŸi nedir? Yakın tarihimiz içinde ne zaman bir zorluÄŸa düşmüşsek, arkasında mutlaka ya ateist bir çelme, ya da marksist bir tezgah vardır. SaÄŸ-sol kavgası da Alevi-Sünnî gerginliÄŸi de, Türk-Kürt ayrımcılığı da tamamen marksist bir tezgahtır. Üstelik bu oyunu milletin gözü önünde apaçık oynuyorlar. Eskiden biraz daha çekingen, perde arkasında oyunu tercih ederlerdi. Åžimdi marksist olmayı ÅŸeref sayıyorlar ve özgürlüğün tanımını da marksist kundakçılara karşı susmak tarzında mütalaa ediyorlar. Fakat milletin büyük çoÄŸunluÄŸunu karşılarına almamak için de marksist ve komünist olduklarını kelime olarak vurgulamaktan çekiniyorlar. Halbuki milletin kendisine tuzak kuranları iyi tanıması için gerçekleri her an üzerine basa basa vurgulamalıyız. Mesela PKK'dan bahsederken her seferinde Marksist PKK diye belirtmeliyiz. Nerede bir Alevi kışkırtmacılığı varsa, tetkik ederek kundakçı Marksisti, hem Alevi'ye hem Sünni'ye tanıtmalıyız. (Devamini okumak icin tiklayin)

Yaziyi gonderen UÄŸur Canbolat in: MAKALELER |

Altyapi WP Temadown Wp Tr Temayapim TheBuckmaker Cevirmen Otel