Arapça ev, Farsça idam sehbası manasınadır. Tasavvufta Bektaşîlik ıstılahları arasında geçer. Muhibbin, can feda etmek üzere meydanda ikrar verdiği yerin adıdır. (Devamini okumak icin tiklayin)
30
2006
www.nurbaki com, 9 yıllık hasret
AHMET VEYSİ NURBAKİ
Can dostları öyle susamışlar ki çeşmeyi bulunca biran önce suya erişmek için birbirleriyle yarışıyorlar. Ancak bilmek gerekir ki susamakta, suya kavuşmakta nasip, bize kalansa hüsnayı tasdik. Yorumları okudukça gönlümün derinliklerinde ki yanardağlar patlıyor, aşk-ı Muhammedi damarlarıma can veriyor. Nurbaki'nin bıraktığı güzelliklere bakıyor, Allah kapısında duruşunu, Muhammed aşkıyla yanışını gözümün önüne getiriyor ve aktardığı mânâ derinliklerinde neden son derece cömert olduğunu daha iyi anlıyorum. Tabiiki mânâda cömertlik ancak Allahın lutfuyla mümkündür. Bu site aslında Nurbaki'nin özelliklerinin daha açıkça ortaya gelmesine vesile oluyor. Üzerinde çok durduğu konularda burada can buluyor. Özellikle, bu dünyada beraber olanlar, onu fiziksel olarak görenler ile, bu dünyada karşılaşamadıklarını, onu fiziksel olarak göremediklerini düşünenler arasında ki yazışmalar çok hoş ve çok keyifli. (Devamini okumak icin tiklayin)
29
2006
Latif – Habis
DR. HALUK NURBAKİ
İnsanın bütünü, beden -nefs-ruh- kalp karışımından kurulduktan sonra; devamlı bir değişkenlik gösterir. Yani insan ayrı unsurları bir araya toplayan metal alaşımı gibi durgun bir yapıya sahip değildir. Tam aksine bu dört var¬lık bütünümüzü hareketli bir biçimde sarar. Biz bütün ola¬rak bu hareketli birleşiğin vasıflarını yansıtırız. Bu gerçeği hepimiz çok iyi sezeriz. Bazı anlarımızda bedenin, bazı anlarımızda nefsin, bazı anlarımızda kalbin ve ruhun ağırlığını yaşarız.
29
2006
Halûk Nurbâki’de beni ben yapan hususları görüyorum
MUZAFFER DELİGÖZ
Sevgili dostum Uğur İlyas Canbolat gibi talebelerinden biri değildim ki; dizinin dibinde oturduğum günleri anlatayım..
Bir gün olsun karşılaşıp, sohbetinden istifade etmedim ki, nasihatlerini tekrarlayayım, iyi günümü, kötü günümü görmedi ki, tesellilerini tebriklerini hatırlayayım..
Buna rağmen ben kendimi O’nun talebesi, dostu, yakını olarak hissediyorum. Anlattıklarında, yazdıklarında “Ben’i Ben yapan” hususları görüyorum, bana yakınlığını hissediyorum.
29
2006
Elifî Sumat, Elifî Nemed nedir?
Mevlevî tekkelerinde, dervişlerin topluca yemek yemeleri için kullanılan, deriden yapılmış sofraya denir. Deri sofralar üç türlü olur: Bir kısmı daire şeklinde, etrafında halkalara sahiptir. Bu halkalara bir zincir geçirilip çekilince, sofra büyük bir torba halini alırdı. Gezgin sufîler, bu tür sofrayı kullanırlardı. (Devamini okumak icin tiklayin)
29
2006
Nurbaki dolu dolu yaşadı hayatı
27
2006
Dünyada oğlunum lütfet ki…
ALİ NURBAKİ
Ey Fahr-i Kainatın bülbülü,
Mim de ki, sarsılayım Nurbaki
Nazlı Gülü’nü bana gösterki,
Onunla kalayım Nurbaki. (Devamini okumak icin tiklayin)
25
2006
Yiğit,Gözüpek, Cömert,Gerçek Bir İnsan Haluk Nurbaki
SEMİH SERGEN/ TİYATRO SANATÇISI-ŞAİR
Yanılmıyorsam 1984 yılıydı. Siyah beyaz televizyonda bir program izlemiş tek kelimeyle hayran kalmıştım. Telefon edip tebrik etmek istedim ama içimde garip bir çekingenlik vardı. Ya bu koca bilgin’in, bu sıcak, samimi sesin, bu ışıl ışıl inanç yaşayan gözlerin sahibi telefonumu kuru bir teşekkürle geçiştirirse diye. Gene de numarayı bulup çevirdim. (Devamini okumak icin tiklayin)
24
2006
Hacı Bektaşi Veli Alpereni Haluk Nurbaki
ABDURRAHMAN DİLİPAK/ GAZETECİ YAZAR
O derviş gönüllü bir Anadolu insanıydı. Bir tabibti ama, sadece insanların bedeni sancılarını değil, gönül sancılarına da şifa arıyordu.
Hacı Bektaşi Veli geleneğinin ilk aydınlık dönemindeki Muhammedi saflığı yeniden yakalamak isteyen, zaman tünelinden geçerek, bugüne sıçramış bir alperendi sanki. (Devamini okumak icin tiklayin)
24
2006
Gönülden Bir Mektup Nurbaki Hocama
ZAHİDE ÜLKÜ BAKİLER- TV RADYO PROGRAMCISI
“ Aman Doktor Canım, Gülüm Doktor
Derdime Bir Çare!
Çaresiz Dertlere Düştüm,
Doktor Bana Bir Çare ”
Benim kaderim hep şarkılardan gitti. Bu dünyadan gidişinizden üç sene sonra, ‘Bir bahar akşamında’ tanıdım sizi. Bu tanışıklığıma maddenin elleri hiç değmedi. Bir rüya gibi girdiniz dünyama. Oysa ne rüyadan anlardım ben, ne de gönlün gücünden haberdardım. Aklın hükümranlığı altında, tek ölçünün o olduğunu sandığım ve bu düşüncenin beni buhranlara ittiği, bilginin sorularımı cevaplamaya kifayet etmediği, yirmili yaşlarımın başında yeniden doğdum. (Devamini okumak icin tiklayin)
24
2006
Tasavvuf Rıza Kapısıdır
Arapça, razı olmak, memnun olmak demektir. Kalbin, hükmün akışı altında sükunet halinde bulunması.
Dekkâk; rıza, belayı hissetmemektir, der. Genelde rıza, hüküm ve kazaya itirazda bulunmamayı ifade eder. (Devamini okumak icin tiklayin)
23
2006
Doktor Beye Söyleyin, O, Nebiler Nebisinin Şefkat Sancağının Gölgesindedir’
SADIK YALSIZUÇANLAR- YAZAR
Haluk Nurbaki adını ilk duyduğumda, yanlış hatırlamıyorsam on sekiz yaşındaydım ve üniversiteyi okumak üzere Ankara’ya yeni gelmiştim.
Ona ilişkin ilk tahassüsüm, soyadındaki Nur’la ilgilidir. (Devamini okumak icin tiklayin)
22
2006
Hakk’ın arzusunu en üst düzeyde zuhura çıkaran kâmil Muhammedî Nurbaki Hoca
DR. GAFFAR YAKIN/ AFYON ESKİ MİLLETVEKİLİ
Haluk Nurbaki hocam, ismi ile müsemma bir şahsiyetti, seçilmişlerdendi.
O’nun gönül Kabe’sinde zuhur edip, kelimelere bürünerek Şuhut âlemine çıkan Nur, gönülleri aydınlatmaya ilelebet devam edecektir. (Devamini okumak icin tiklayin)
21
2006
Efendimiz Kokulu, Sevda Bakışlı, Gönlü Muhammed Nakışlı Nurbaki
FATMA NURSEL OKUR
“Sen”; karanlık, mutsuz, sevgisiz, yaralı dünyama doğmadan önce zulüm altında can çekişen bir soluktum! Varlık sebebimden habersiz bir varlıktım! (Devamini okumak icin tiklayin)
21
2006
Nurbaki sözü dinlenecek insandı
AYDIN MENDERES/İSTANBUL ESKİ MİLLETVEKİLİ
Merhum Haluk Nurbaki ile tanışıklığım nice on yıllar öncesine gider. Kendisini en fazla görüp beraber olduğum dönem ise, seksenli yılların ortalarıdır. (Devamini okumak icin tiklayin)